Esnaflıktan reklamcılığa uzanan sade ama başarılı bir öykü okuyacaksınız bu hafta... Hakan Bey, aynı zamanda sosyal yönü ağır basan genç bir girişimci. Otistik çocuklar için yaptıklarını anlatırken, gözündeki sevgi ışığı onun insani boyutunu anlamama yetti.
***
Çok sempatik ve çok dürüst bir kişiliği olduğunu düşünüyorum. Bizi önce öğle yemeğinde ağırlayan bu Hakan Bey ve eşi Özlem Hanım uzun yıllar arkadaşlık döneminden sonra evlenmişler, hala da birbirilerine sevgi dolu gözlerle bakıyorlar. Sohbeti çekilir, derdi dinlenir bir kişi profilinde olan Hakan Bey ve candan eşi Özlem Hanım, birbirine bağlı aileleriyle sade bir yaşamı seçmişler. Kendilerini iki evladına adamış bu anne-babaya, işlerindeki başarının devamını diliyorum.
Hakan Eryürek, bildiğimiz Eryürek ailesinden biri, değil mi?
Evet, öyleyim. Aslen İzmitli, daha doğrusu Derinceliyim. 1975 doğumluyum. Babamın kökeni Rize`dir, annem ise Çerkes`tir. Biz üç kardeşiz. Bir erkek, bir kız kardeşim var.
Eğitim durumunuz nedir, peki?
İlk, orta ve liseyi İzmit`te okudum. Askerlik görevimi yaptım ve askerden sonra hemen ticaret hayatına atıldım.
Ticarete atılmak belli bir bilgi birikim gerektirir. Öncesinde böyle bir deneyimiz oldu mu?
Ben lise yıllarındayken ailemizde esnaflık dönemi başladı. Babam çalıştığı fabrikada işten çıkarılınca, mahallemizde küçük bir büfe açtık. Hem okuyordum, hem de babama yardımcı oluyordum. Öyle bir yere gelmiştik ki, kapıdan girenin ne satın alacağını bile anlıyorduk. Bir anlamda insan sarrafı olduk. Büfecilik bize büyük deneyim oldu. Sonra büfeciliği bırakmak zorunda kaldık ama çok da iyi oldu.
Sonra ne yaptınız?
1997 yılında reklamcılığa başladık.
EVDE BAYRAM OLDU
Büfecilikten sonra reklamcılık arasında bir bağ kuramadım doğrusu... Bildiğiniz bir iş miydi?
Reklam işine girmemize amcam vesile oldu. Ben askerdeyken kardeşimle birlikte bir bilgisayar, ufak da bir rölan kesici almışlar. Küçük küçük işler yapmışlar. Ben de askerde bilgisayar operatörüydüm. Döndükten sonra baktım, güzel bir iş. Derken diğer amcamın da desteğiyle iki kardeş bize dükkan açtılar. Derken, bugünlere kadar geldik çok şükür.
Kaç yıl oldu yani bu işe başlayalı?
1997 senesinin kasım ayında başladık. Hemen hemen 15 yıl oldu.
Hala kardeşinizle birlikte mi çalışıyorsunuz?
Depremden sonra kardeşim askere gidince, o günden sonra tek başıma çalışmaya başladım, çünkü kardeşim askerden gelince inşaat sektörüne geçti. Bu arada babam da emekli oldu, sağ olsun bize yardımcı oluyor.
Hakan Bey, okumayı kendiniz mi istemediniz?
Ya aslında devam edemedik. Biz özel okul nedir, bilmezdik. Sanat okulunu kazandım diye evde bayram havası esmişti. Neden? Çünkü sanat okulundan sonra fabrikaya gireceğim... Zihniyet böyleydi. O zamanki şartlarla şimdikiler bir değil. Eşimle birlikte çocuklarımız için en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Babam gibi bir baba olmaya gayret ediyorum.
BABAMIN EMEKLİ MAAŞINA BAKIYORDUK
Büyükleriniz çok da haksız sayılmazlarmış aslında. O dönemde sanat okulundan mezun olan bir genç, fabrikada kolayca iş bulabiliyordu ?
Tabiî ki, kesinlikle öyle. Demek istediğim, ötesi düşünülmüyordu. Fabrikaya girmek yeterli geliyordu. Şimdi üniversite bitiren bile fabrikaya giremiyor.
Hakan Bey, bu işi hep Derince`de mi yaptınız?
Bu işe ilk Derince`de başladık ama o zamanlar Derince çok ufaktı. Sosyoekonomik yapısı da belliydi. Yıllar geçtikçe Derince büyüdü. Depremde buradan gitmeyi düşündük. Cebimizde kuruş para yoktu, yeni evliydik, çocuğumuz çok küçüktü. Babamın emekli maaşına bakıyorduk. İş yok ortada... Sonra amcam, ‘Bir yere gitmeyelim, yerimize yurdumuza sahip çıkalım` dedi. Acaba Gebze`de mi dükkan açsak derken, tekrar Derince`de faaliyete başladık. Ama çok şükür Allah öyle bir bereket verdi ki bize, işler beklemediğimiz kadar açıldı.
Başarınızda dönüm noktası tam da burası sanırım?
Kimseye muhtaç olmadan çalıştık, kazandık ve bugünlere geldik Aysun Hanım. Yatırımımızı yaptık. Baktığımda bir makine, bir bilgisayar, ufak bir rölanla başladığımız işte, şu anda 12 kişi istihdam eden, bunların vergilerini düzenli ödeyen bir firma haline geldik.
BULUNMAZ HİNT KUMAŞI DEĞİLİZ
Başarınızı neye bağlıyorsunuz, Hakan Bey? İnsan hiç bilmediği bir işte, sadece esnaflık alt yapısıyla bugünlere nasıl gelir?
Geçmişte inanılmaz tecrübeler yaşadık. Bize ne anadan ne babadan bir şey kalmadı. Ne yaptıysak, kendi çabalarımızla yaptık. Esnaflık daha önce dediğim gibi insan sarraflığı aslında. Bunun yararını da gördük. Esnaflıkta da en önemli kriter dürüstlük. Dürüst olduktan sonra, insanlar sizi bir şekilde buluyor ve süreklilik sağlanıyor. Yoksa bulunmaz Hint kumaşı değiliz.
Bu da yetişme tarzıyla alakalı olsa gerek...
Zaten en önemli etken, annemizin ve babamızın bizi yetiştirme tarzıdır. Biz de şimdi onlar gibi anne-baba olmaya gayret ediyoruz. Belki olamayız ama en azından onların çizdiği yoldan gidiyoruz.
Reklamcılık işinde yanınızda çalıştırdığınız elemanların niteliği de önemli, değil mi? Sonuçta görsele ve zihne hitap etmek zordur...
Biz bu konuda iyiyiz diye düşünüyorum. Mesela belediye bir gün bizim sektörde bir toplantı yaptı. Toplanın bakalım reklamcılar dediğinde, masanın etrafında hep bizim yanımızda çalışıp, büyüyen ve dükkan açan kardeşlerimi, arkadaşlarımı gördüm. Çok gurur duydum.
ÇITAMIZI YÜKSELTTİK
Bu işin okulu yok değil ama pratik başka bir şey, değil mi?
Bu işin okulu var tabii, ama okulda öğrettikleriyle, bizim yanımızda öğrendikleri başka oluyor. Dediğiniz gibi pratik çok önemli. İçeri giren müşteriyi güler yüzlü karşılamak, onun isteğini yerine getirip uğurlamaktır önemli olan. Öyle zamanlar oluyor ki ticari olarak başlayan birlikteliğimiz aile dostluğuna dönüşüyor. Ben bunu seviyorum ve çok önemsiyorum. Çünkü para her zaman kazanılır ama dost öyle değil. Düştüğünüzde bir tutanınız olacak.
Biraz iş hacminizden söz edelim. Mesela hangi firmalarla çalışıyorsunuz?
Piyasaya iş yapıyoruz ama biz biraz daha çıtayı yükseltmek istedik. Bu arz talep meselesi. Bundan dört yıl önce Shell ile başladık. Shell`in Marmara Bölgesi`ndeki tüm benzin istasyonlarının camlarını giydirdik. Şimdi Polisan Boya`nın tüm reklam işlerini yapıyoruz. İzmit`te Rengin İnşaat bünyesinde Çarşı Yapı`nın, Panorama Kent`in işlerini yapıyoruz. Kavanlar`ın Kavanium Körfez projesininin reklam işlerini yapıyoruz. Deva İlaç ile çalışıyoruz. Belediyelerle ve kamu kuruluşlarıyla çalışıyoruz. Yaklaşık 3-4 yıldır Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi`ne hizmet veriyoruz. Bunlar bizi yürüten işler.
MAAŞ DAĞITMAK ÇOK GÜZEL
Böylesi büyük iş bağlantılarını nasıl sağlıyorsunuz?
Bu işler tanıdık, eş-dostla, onların tavsiyesiyle oluyor. Güzel firmalarla çalışıyoruz. Onlar bizi buluyor, biz de onlara layık olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Hem hizmet, hem fiyat anlamında… Böyle işler yapacağız ki, 12 kişinin maaşını ve vergisini düzenli yatıracağız. Ay sonunda maaş dağıtmak kadar güzel bir şey yok. Yanınızda çalışana mahcup olmamak ve hakkını verebilmek çok önemli.
Hakan Bey, hedefiniz var mı?
Hedef her zaman var. Hedef olmadan zaten bu işler olmaz. Bizim hedefimiz, çıtayı her zaman yukarı taşımak. Ama büyük adımlar atarak değil. Çünkü 2008 yılında büyük adımlar atmaya kalktığımızda, o adımlar bizi geriye attı.
Ne gibi bir adımdı bu?
İzmit`te bir şube açmıştık. Tam da krize denk geldi. Apar topar tekrar merkezimiz olan Derince`ye geldik. Dolayısıyla artık yoğurdu üfleyerek yiyoruz. En doğrusu tek iş yapıp, onun üzerinden kararlar alıp, ‘en üst seviyeye nasıl taşırım`ın peşine düşmek. Şimdi yeni projelerimiz var, bununla ilgili yurt dışı bağlantılarımız var.
DEVLET MEMURU OLMAK İSTERDİM
Hakan Bey, bu iş olmasaydı şunu yapmak isterdim dediğiniz, gönlünüzde kalan bir iş var mı?
Devlet memuru olmak isterdim. Sabah 08:00, akşam 17:00 saatleri arasında işim olsun isterdim. Hep hayalim oydu. Şaka bir yana olabilirdim aslında. Ama bu iş içimize bir kanser hücresi gibi girdi. İşimi çok seviyorum. Bu saatten sonra başka bir şey düşünmem mümkün değil. İşimde en iyi yerlere gelmek istiyorum.
Eşinizle birlikte mi çalışıyorsunuz?
Eşim ev hanımı ama bizim patronumuz aynı zamanda. En büyük destekçimdir her zaman.
Nasıl tanıştınız, peki?
Eşimle liseden beri birlikteyiz. 11 yıl flört dönemimiz oldu. Eşim benim en iyi arkadaşımın kız kardeşiydi. Babalarımız da aynı fabrikada çalışıyordu. Düşünün, kardeşimle benim sünnet düğünümüze bile gelmiş eşim. Babam eşimi görünce demiş ki, ‘Keşke şöyle bir gelinim olsa…` Çok temiz kalplidir.
Peki, ilk anda eşiniz Özlem Hanım`ın ağabeyinin tepkisi ne oldu?
Ağabeyi benim gibi birine sahip olduğu için gurur duydu. Şaka bir yana ,o da çok şok oldu. Bizim gençliğimizin yıllarını hatırlayın. Vurdulu, kırdılı bir gençlik vardı.
Siz mi söylediniz ağabeyine, yoksa Özlem Hanım mı?
Ben söyledim. Bunu birisi söyleyecekti mutlaka. Ben söylemek zorunda kaldım. Ama bundan da öte işin enteresan yanı, bizim o kadar uyumlu arkadaşlarımız vardı ki, Özlem`le çıktığımızı herkes biliyordu fakat ailesi bilmiyordu. Bizi sevdikleri saydıkları için kimseden çıt çıkmıyordu. Aysun Hanım o zaman saygı denen bir şey vardı.
Peki, öğrendiklerinde size zorluk çıkardılar mı?
Hayır hiç zorluk çıkmadı. Eşim o zamanlar uluslararası ilişkileri kazanmıştı fakat ben okumasını istemedim. Bunu ailesi dahi bilmiyor. Muhtemelen artık bilecekler ?
Eyvah eyvah..!
Biz güzel bir aileyiz... Kayınpederim, kayınvalidem, kendi ailem, çok uyumluyuz. Babam gelinini çok farklı sever, sayar.
VİCDAN AZABI İÇİMDE DURUYOR
Tamam ama ben yine de sormak istiyorum. Eşinizin okumasına niçin karşı çıktınız?
O zamanın şartlarında insan daha arabesk düşünüyor. Samimi söylüyorum. Sanki uzağa gittiğinde, ortam değiştiğinde beni unutur gibi tipik kıskançlık sendromları yüzünden okumasını istemedim.
İyi ki de istememişim diyor musunuz?
Asla demiyorum. O vicdan azabı içimde duruyor. Ben nasıl öyle bir hata yapmışım diye kendi kendime çok kızıyorum ama artık bu da bir kader. Yapacak bir şey yok.
Özlem Hanım bunun acısını çocuklarına en iyi eğitimi aldırtarak çıkartır bence?
Kesinlikle çocuklarımıza en iyisini yapmaya çalışıyoruz. İki oğlumuz var, büyüğü Berkant 13 yaşında. Kağıtsporda basketbol oynuyor, her hafta İngilizce kursuna gidiyor. Üniversite sınavına dil üzerinden girmeyi istiyor. Sonra üniversitede ikinci bir dil öğrenmeyi düşünüyor. Küçük oğlumuz Ayberk, yüzme okuluna gidiyor. Sağ olsun ikisiyle de eşim ilgileniyor. Bir tür öğretmenlik yapıyor. Eşim kaliteli zaman geçirmeyi iyi biliyor.
SİYASETTEN NEFRET EDİYORUM
Hakan Bey, sizi ASİAD başkanımız, aynı zamanda bizim Yükselen Değerimiz olan Arif Akifoğlu sayesinde tanıdık. Siz de aynı dernektesiniz değil mi?
İyi ki tanıdık sizi, iyi ki tanımışız Arif Beyi. 2009 yılında tanıştım onlarla. Derneğin yönetimine davet ettiler, ben de şeref duydum, katıldım. Sonradan genel sekreterleri oldum. Bir de iş olsun diye bir şey yapmayı değil, üretmeyi seviyorum. Arif Başkanım da benim o yönümü seviyor, biliyorum. O yüzden sık sık bir araya geliriz.
Onun dışında sosyal anlamda neler yapıyorsunuz?
Kocaeli Bizim Çocuklar Derneği var. Onlara elimden geldiğince, mesleğimi kullanarak ve çevremi de kullanarak katkı sağlamaya çalışıyorum. Bunun dışında yelken kulübündeyim. Aynı zamanda oranın reklam koordinatörlüğünü de yapıyorum. Son olarak burada Balkan şampiyonasını organize ettik. Çok da güzel oldu, alnımızın akıyla çıktık. Özellikle Büyükşehir Belediyesi çok katkıda bulundu. Şimdi sırada 23 Nisan`la ilgili organizasyonumuz var.
Bu kadar sosyal bir insan olan Hakan Eryürek acaba siyasete nasıl bakıyor?
Siyasete son bir yıldır hiç bakmıyorum, hatta nefret ettim. Amcam Derince AKP ilçe başkanı. Ona destek olmak amacıyla ben de AKP`de görev aldım. Fakat son bir senedir oluşan yapıyı, olan olayları görünce eşime, aileme şunu dedim: ‘Beni bundan sonra mazur görün. Ben siyasetin ‘s`sinde olmak istemiyorum. Partiden kimseyle görüşmüyorum. Tamamen kendimi işime adadım.
AMCAM BAŞARILI BİR SİYASETÇİ
Size göre bir şey değil mi siyaset?
Bana göre değil kesinlikle. Çünkü çevremde çok yıpranan insanları görüyorum. Dolayısıyla yolun başında bıraktım. Ben iş adamı kimliğimle yürüyeyim, o şekilde insanlara hizmet edeyim. Siyaseti sevenler yapsın. Benden çok çok uzak olsun.
Amcanız Mehmet Eryürek`i başarılı buluyor musunuz?
Amcam başarılı bir siyasetçi. Çok çok iyi niyetli. Bence ona göre de değil siyaset. Ama işin içine girdi ya, çıkamıyor. Ona siyasi yaşamında başarılar dilemekten başka çarem yok.
Derince`de epey karışıklık olmuştu, değil mi?
Oldu ama ben herkesle görüşüyorum. Çünkü insanları seviyorum. Bugün bize veya amcama karşı olabilirler. Bir bildikleri var. Sizin bir doğrunuz varır, benim bir doğrum vardır ama bir de ortada duran gerçek vardır. Dolayısıyla bu doğrulara saygı duymamız lazım. Ben köprüleri yıkan bir insan olmayacağım. Çünkü önümüzde o kadar uzun yıllar var ki, karşımıza ne çıkacağı belli değil.
Kentimizin gelişmesini nasıl buluyorsunuz?
Biraz siyasi gibi olacak ama oldukça iyi bulunuyorum. Son on yılda inanılmaz yatırımlar yapılıyor. Özellikle dışarıdan gelen hemen bunun farkına varıyor.
TRAFİK CEZALARINA ÇALIŞIYORUZ
Sorunsuz bir kentte yaşıyor diyebilir misiniz?
Kocaeli`de dağ ve deniz arasında sıkışıp kalmışız. Her gün trafik sorunu yaşıyoruz. Artık arabayla şehir içine giremiyoruz. Ben her hafta trafik cezası ödüyorum. Eşim de aynı şekilde bıktı artık. Trafiğe çalışıyoruz. Bununla ilgili ne yapabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü ben bir iş adamıyım. Benim çarşıda görüşmem gereken birileri var. Otoparklar da dolu. Ne yapacağız? Kentin trafik sorunu vardı, MOBESE`lerle bu sorun ikiye katlandı.
Derince Belediye başkanı iyi çalışıyor mu, peki?
Çok enteresan bir soru. Geçen dönem Haydar Başkan zamanında yapılanlarla şimdikiler arasında pek bir şey değişmedi. Sosyal anlamdaki çalışmalar devam ediyor. Her hafta birileri gelip bilgilendirme yapıyor ama bunun yanında vatandaş proje de bekliyor. Büyükşehir`le koordineli çalışılıyor mu? Onunla ilgili pek bir bilgim yok Ama çalışılmadığı kanısındayım. Ben de Başkan da 60 Evler`de oturuyoruz. Oraya girmek ve çıkmak bir sıkıntı. Hala orayla ilgili proje duruyor. Bir adım atılmadı.
Hakan Bey, Yükselen Değerler ailesine hoş geldiniz. Bizim Kocaeli Gazetesi bünyesinde bizler kocaman bir aileyiz ve sizi de burada görmek bizi mutlu edecek.
Öncelikle gazetenizin başarısını, Sayın Güngör Arslan`ı tebrik ediyorum. Bilgisayarımda açılış sayfam Bizim Kocaeli`dir. Müthiş bir iş başardılar. Milliyet`in, Vatan`ın ve Bizim Kocaeli`nin inanılmaz internet sitesi var. Zaten yorumlar kısmında iş hepten kopuyor. Yükselen Değerlere dahil olmaktan çok mutlu oldum. Sizi tanımakta çok güzeldi Aysun Hanım. Sizin sayenizde ön yargılı baktığımız insanlara bile bu öyle biri değilmiş diyebiliyoruz. Layık gördüğünüz için çok teşekkür ederim.