KAYA ailesi, bünyesinde TOYOTA marka araçların satış ve servis hizmeti gibi birçok işi barındıran, dev bir plazada hizmet veriyor. Yavaş yavaş kendini kenara çeken ve ombdusman vazifeliğini üstlenen baba İsmet Kaya, bayrağı ailenin genç kuşağına teslim etmiş.
***
Bir takım talihsizlikler yaşanmasına rağmen, akılcı bir politika güdülerek, iyi bir ekiple bu günlere gelinmiş. Atalay Bey, görünürde donuk biri gibi dursa da, yüreğindeki enginlik insanı kendisine hayran bırakıyor. İşten söz ederken ille de ekip derken, söz konusu başkanı olduğu kurul olunca ille de sosyal duyarlılık diyor. ‘Bizim gibi bir yere gelmiş kişi ve ailelerin risk almadan hayat sürmesi bencilce olur` diyerek, heyecanla kuruldaki faaliyetlerini sıraladı.
***
Ön yargılarımın aksine, karşımda sağlam karakterli, sevecen, renkleri olan, hayırsever bir genç iş adamı buldum. Atalay Bey, babasının koltuğuna oturup sıra gelen işin devam etmesini beklememiş, her alanda gelişmelerin yakın takipçisi olarak ödüllü başarılar kazanana bir şirket yaratmış. ‘Genç Girişimciler`de olsun, diğer STK`larda olsun, sizin gibi yönlendirici insanlara ihtiyacımız var` diyerek, şahsıma karşı jestini yapıyor ve bendeniz bundan son derece memnun olarak oradan ayrılıyorum. Dedim ya, Atalay Bey ikili ilişkileri sağlam, güven veren, azimli ve başarılı bir genç iş adamı. Bir kez daha teşekkürlerimi yineleyerek, sizi Atalay Bey`in doyurucu sohbetiyle baş başa bırakıyorum.
Atalay Bey, sizi kısaca tanıyalım ve söyleşimize başlayalım?
Ben İzmitliyim. Büyüklerim Gürcistan`dan bu tarafa göç etmiş. Babam İhsaniye`ye bağlı, eski adı Tatar köy olan yerde doğmuş. Annem Hamidiye Köyü`nden, ben de 1979`da M. Ali Paşa Mahallesi`nde doğdum.
Eğitim durumunuz nedir?
İlk, orta ve liseyi Özel Seymen Kolejinde okudum. İstanbul`da da iki yıllık bir üniversite okuma girişimim oldu. Daha sonra Türkiye`deki ortamlardan dolayı yurt dışına gitmem gerektiğini düşündük. Daha evvel burada bir yıl hazırlığını okuduğum endüstri mühendisliği eğitimime İngiltere`de devam ettim. Üç buçuk yıl kalıp, geri döndüm.
Sonra ne yaptınız?
Bizim şirketler topluluğunun içerisinde bir elektrik firmamız var, orada görev yaptım. 2002 yılı başlarında şirkette yeni yapılanma çalışmaları başlattık ve şirketin genel müdürü olarak görevlendirildim. O tarihten bu yana çalışıyorum.
BABAM, ÖZDEMİR SABANCI`YA MEKTUP YAZMIŞ
Mühendislik eğitimi aldınız ama mesleğinizi yapmayıp, aile şirketinin başına geçtiniz, öyle mi?
Mühendislik okumama rağmen o işi yapmıyorum ancak endüstri mühendisliğinin içinde biraz makinecilik, biraz eğitimcilik, biraz işletmecilik var. Yaptığı işi en iyi yapmanın formülünü arayıp bulan ve onu uygulayan kişilerden olmayı tercih ediyorum. Bu işimde de böyle, sorumlu olduğum sivil toplum kuruluşlarında da, spor yaparken de… Yaptığım her işte en iyisini nasıl yapabilirim diye düşünürüm.
TOYOTA KAYA OTOMOTİV ne zaman ve nasıl başladı?
Babam İsmet Kaya`nın rahmetli Özdemir Sabancı`ya 1991`de yazdığı bayilik talebi mektubuyla başlıyor. Hali hazırda Sabancı`nın fabrikalarına taahhüt işleri yapmasına rağmen, bu yönünü kullanmayıp, sıradan bir esnafmış gibi bayilik talebinde bulunmuş babam. Bu öneriyi getiren de rahmetli Şahap Bilgisu imiş. Kendisi de referans olmuş ve bayilik verilmiş.
İyi ki de verilmiş. Başarılı olmuş ki bu güne kadar süre gelmiş…
Başarı çok erken gelmiş hem de. 1993-94 yıllarında ciddi sayıda araç satışından dolayı Türkiye birincilikleri oldu. Hatta o zamanlar Toyota, Kocaeli`ye çok yabancıydı, piyasaya yeni yeni giriyordu. Ancak KAYA OTOMOTİV ciddi başarılar elde etti. O yıllarda bayilik verilirken Sabancı`nın ilk üç yıl içinde plaza açıp satış, satış sonrası ve yedek parçayı aynı çatı altında toplaması koşulu vardı. Rahmetli Özdemir Sabancı şimdi bulunduğumuz yeri beğendi ve ‘Geç olsun ama burası olsun` dedi. 1996 yılı sonuna doğru plazanın inşaatına başladık ve kısa sürede tamamladık.
AİLEMİZ SAĞLAM KÖKLERE SAHİP
Hızlı bir büyüme süreci olmuş sizin için?
Aslında bu süreç, Kaya ailesinin sıkıntılarının başladığı bir dönem oldu. Bina çok büyüktü ve finans olarak zorluyordu. O zamanki banka kredilerinin tamamı kısa vadeli ve yüksek faizliydi. Bir de 1999`da TOYOTA Corolla`nın hiç tutmayan bir modeli çıktı piyasaya. Plaza çok görkemli olduğundan araç sahipleri servis ücretlerinin çok yüksek olduğunu düşündü ve bir anda servis girdileri düştü. Günde 60 araca bakılırken, 20 araca bakılmaya başlandı.
Hatırlıyorum da, o günlerde KAYA OTOMOTİV battı gitti gibi söylentiler çıkmıştı?
Evet, doğru. O günlerde çok da istenmeyen söylemler oldu. Çünkü böyle talihsiz bir süreç yaşandı, üzerine deprem oldu. Hepsi üst üste geldi. Ama şöyle ki, bir ağaç düşünün... O kadar kök salmış ki, artık ta derinlere kadar inmiş. Şimdi bu ağacın üzerinden ne kadar keserseniz kesin, kök aşağıda olduğu sürece büyümeye devam eder. Bu aile yıllardır var, sağlam köklere sahip. O yüzden bir şey olmaz. Biz inancımızı kaybetmeden çalışmaya devam ettik. Bunları da rastlantı olarak değil, Allah`ın takdiri olarak gördük.
Şık bir plazada, komplike olarak faaliyet gösteriyorsunuz. Şu an kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz ve yıllık araç satış sayınız ne civarlarda seyrediyor?
2002 yılında 18 kişi çalışıyorken, şimdi 110 kişi sigortalı olarak bizimle çalışıyor. Araç satış rakamlarımız çok iyi ama Toyota sizin araç sayınıza bakmıyor başarıyı ödüllendirirken. Diyor ki, ‘Araç satış organizasyonunuzu ne kadar doğru yapıyorsunuz?` Mesela doğru zamanda doğru siparişi veriyorsanız, doğru pazar ön görünüz varsa, raporlamanız zamanında ve doğruysa, ona göre sizi başarılı sayıyor. Müşteri memnuniyeti de bu olgulardan oluşuyor. Çok önemli bir müşteri memnuniyeti endişesi var.
BEYRUT`TA ALTI ÜLKEYLE YARIŞACAĞIZ
Yani satılan araç sayısından ziyade, müşteri memnuniyeti mi ön planda tutuluyor?
Kesinlikle öyle. Eskiden ‘MM` olarak geçen müşteri memnuniyeti puanlarımız, şimdi ‘Mutlak Müşteri Memnuniyeti` yani ‘MMM` olarak geçiyor. Biz bunların hepsini iyi yapan, bu anlamda ödül alan bir bayiyiz. Araç adedini söylemek gerekirse de, geçen yıl bin 423 üç araç sattık. Bu yıl Japonya`da yaşanan deprem ve tsunamiden dolayı sayımız düştü çünkü üç ay araç üretimi yapılamadı.
Japonya yaptığı her işte çok başarılı olmuş, teknolojiyi, yeniliği ilk uygulayan ülkelerin de başında geliyor. Japon bir firmayla çalışmak kolay olmasa gerek…
Her anlamda çok titiz çalışıyorlar. Mesela Toyota araç satışı işinden ziyade, farklı beklentiler içine girdi. Bu doğrultuda bazı yarışmalar düzenledi. Türkiye genelinde bir yarışma yapıldı ve 12 proje katıldı. Satış ekibimiz ‘Fantastik Dörtlü” adında bir grup kurdu. Yaklaşık yedi ay gibi bir sürede proje hazırlandı. Bunun sunumunu yaptık ve projemiz Türkiye`de birinci oldu. Şimdi Beyrut`a diğer Toyota bayileriyle yarışmaya gidiyoruz. 6 ülkeyle yarışacağız.
Sizin projeniz nedir, peki?
Biz araç için satılan aksesuar miktarının iyileştirilmesiyle ilgili bir proje geliştirdik. Zannediyorum, Avrupa`ya isim yazdıracağımız bir proje olacak. Bu başarı asla tesadüfi değil. Çünkü arkadaşlarla belli zaman aralıklarında koyduğumuz hedeflerin, misyonumuzun içerisinde vardı.
DUYGUSAL BİR AİLE YAPIMIZ VAR
Atalay Bey, babanız İsmet Kaya işi tamamen bıraktı mı, yoksa çalışıyor mu?
Babam ufak bir sağlık sorunu atlattı ama genel durumu gayet iyi. Her sabah takım elbisesini giymiş vaziyette ofisine gelir. Akşama kadar tüm alanlarda denetimini yapar. Misafirlerini ağırlar, ilişkilerini kurar, daha sonra gider. Keyfi yerinde diyelim.
İş emin ellerde olduğundan dolayı keyiflidir elbette… Siz onun için gurur vesilesisiniz…
Aysun hanım, hiçbir başarı yalnız başına olmuyor. Bu noktaya gelirken, İsmet Kaya`nın oğlu bir şeyler yapıyor, diğerleri yapmıyor değil. Burada tam anlamıyla bir aile yapısı var. Babamın da hedefinde hep kurumsallaşmak vardı fakat tam anlamıyla kurumsallık olması mümkün değil. Özellikle bizim gibi aile yapılarında bu çok zor. Çok duygusal bir aile yapısına sahibiz. O yüzden profesyonellik içerisinde, ‘Şartlar bunlar, şartlara uymayan başının çaresine baksın` diyemiyoruz. Her şeyi kurumsallaştırabiliyoruz ama ailemizi değil.
BENCİLLİK DEĞİL, BİZCİLİK VAR
Şirkette görev dağılımı ne şekilde peki?
Yönetim kurulu başkanlığında babam İsmet Kaya, yönetimde rahmetli amcamın oğlu Mehmet Kaya, ben ve kardeşim Hasan Kaya var. Kaya Elektronik diye bir firmamız daha var. Hem imalat hem taahhüt işleri yapıyoruz. Özel pano imalatlarımız var. Hasan Kaya onun başında. Mehmet Kaya ile ben de buradayım. Şirket yönetiminde, gerektiği yerde satışa kadar her aşamasında bir şekilde bulunuyoruz.
Aile şirketi olmak mı avantaj, yoksa kurumsallaşmak mı?
Aile yapısı olmasının avantajları çok. Bütün çalışanlarımıza da bu yansıyor, bir sinerji oluşuyor. Burası onların ikinci bir yuvası ve eğitim gördükleri yer gibi. Burada topluma ve çevresine faydalı olacak personel yetiştiriyoruz. Bizden ayrılanlar ya evlenip gidiyor, ya da başka şehirde bu işi yapıyorlar. Başarıyı paylaşıyoruz. Bizde bencillik değil, bizcilik var.
Başarınızı iyi bir ekip olmaya mı bağlıyorsunuz?
Evet, biz iyi ve genç bir ekibiz. Bazen ‘Çılgın Projeler` adlı toplantılar yapıyoruz. Öyle bir şey yapalım ki, daha önce kimse yapmamış olsun diyoruz. Mesela satış sonrası servis bölümünün hareketliliğini sağlayacak bir çalışma yapalım dedik. Bununla ilgili beyin fırtınası yaptık. İnanır mısınız, muhteşem fikirler ortaya çıktı.
GENÇ GİRİŞİMCİLER KURULU BAŞKANIYIM
Özel hayatınıza değinmek istiyorum şimdi Atalay Bey. Evli misiniz?
Evliyim ve iki kızımız var. Büyük kızım Nilsu 7,5 yaşında, küçüğü Duru Naz 3,5 yaşında. Eşim Derince Hikmet Ulubay İlköğretim Okulunda öğretmenlik yapıyor.
Eğitimci bir eşiniz var, bu harika. En kutsal işlerden birini yapıyor eşiniz…
Evet, öyle hakikaten. Bir bayan için en ideal meslek olduğu için mesleğine müdahale edemiyorum. Çocuklarla ilgilenmek için de vakti bol olan bir iş yapıyor. O nedenle ‘Çocuklarla neden ilgilenmiyorsun?` diyecek bir ortam da yok.
Sivil toplum kuruluşlarında faal olduğunuzu duyuyorum. Hangi derneklerde faaliyet gösteriyorsunuz?
Kocaeli`nin en eskilerinden biri olan GKD`ye üyeyim. Ben daha okurken kaydımın yapıldığı bir dernek. İzmit Sosyal Yardımlaşma Derneği`ne üyeyim, KSO`da meclis ve divan üyesiyim. TOBB`na bağlı Genç Girişimciler Kurulu var, oldukça zamanımı alan yeni bir oluşum. Yeni başkanı da benim.
PROJELERE BAŞLADIK
TOBB`a bağlı olduğuna göre bayağı ciddi bir kuruluş sanıyorum?
Evet, direk devlete bağlı resmi bir kurum. Odalar bünyesinde kuruluyor. 18-40 yaş arası, imza yetkisi olan, üst düzey yönetici veya şirket ortağı olmak zorunluluğu olan bir kurul yapısı var. 17 kişilik icra kurulu, 250 kişilik toplam kurul üyesi bulunuyor.
Başkan seçilmekle birlikte faaliyetlere başladınız mı?
Başkanlığım daha çok yeni, iki ay kadar zaman geçti. Hızlı bir şekilde bir iki projeyle giriş yapalım dedik. Bunlardan biri, şu anda çalışması devam eden, istihdam garantili eğitim ve personel bulma işiyle alakalı. Şu anda kurul üyeleri başta olmak üzere, tüm sanayi ve ticaret odalarının meslek komitelerine gidecek bir çalışma bu. İhtiyaç duydukları departmana, ihtiyaç duydukları personel sayısını data olarak alıyoruz.
Bunu biraz açar mısınız?
Yani firmalara diyoruz ki; ‘Size göndereceğimiz elemanı, bir günü eğitim merkezinde, 5 günü iş yerinizde olmak kaydı ile 6 gün çalıştırıyorsunuz. Bu eğitim süreci üç ay devam ediyor. Üç ay sonunda beğenirseniz işe aldık diyorsunuz. Beğenmezseniz veya istediğiniz seviyeye geleceğine inanmıyorsanız işe almıyorsunuz. Üç ay boyunca sigortasını başka yere karşılatıyoruz. Maaşını da harcırah şeklinde başka yerden temin ediyoruz.
GENÇLERLE KADINLAR ELELE
Başka yer derken?
İŞKUR ile beraber yaptığımız bir çalışma bu. Eğitim kısmını da ABİGEM`in yapmasını ön görüyoruz. Bu çalışmanın tersini de yapıyoruz. ‘İşe almak istediğiniz kişiyi siz bize gönderin, onu size eğitilecek eleman olarak geri gönderelim, üç ay boyunca her şeyini karşılayalım. Hazır olduğunda da işe alabilirsiniz` diyoruz.
İstihdama katkı anlamında çok güzel bir çalışma gibi görünüyor…
Aysun Hanım, projemiz gerçekleşirse bir yıl içinde en az yüz elli kişiyi istihdam ettirmeyi hedefliyoruz. Beklediğimiz oranda cevap alabilirsek bu sayı beş yüzlere çıkabilir.
***İyi duyurur da başarırsanız, harikulade bir şey olacak Atalay Bey…
Devamlılığı olan bir proje bu. Bundan sonra genç Girişimcilerle birlikte, kadın girişimciler de olacak. 250 kişi biz, 250 kişi Kadın girişimciler… Her türlü reklam, bilboard çalışmasıyla aynı anda 500 kişinin ayaklarını yere vurduğunda çıkacak sesi düşünebiliyor musunuz?
OKULLARDA ANKET YAPTIK
Genç Girişimciler Kurulu`nun misyonunu az çok anladık. Peki, kurulunuza üye olmak isteyenleri nasıl seçiyorsunuz?
Bir kere Genç Girişimciler Kurulu`ndaki sinerjinin açığa çıkmasını istiyoruz. Birçok insanla birbirimizi tanıyoruz, arkadaşlık ediyoruz ama topluma faydamız yok. İşte biz de topluma faydası olacak kişilerin kurula gelmesini istiyoruz. Mesela bir Van depremi çalışması yaptık. Bir TIR ikinci el ve sıfır eşyayı Van`a gönderdik. Biz Van`daki koordinasyon kurulunda görev yapan arkadaşımıza gönderdik. Kendisi bizzat eliyle dağıtma sözü verdi. Kurul olarak dağıtımın fotoğraflarını göreceğiz. Hiç aramayan, sormayan değil de işin bir ucundan tutacak insan arıyoruz. Girişimciler kurulları ancak bu şekilde faaliyet sürdürebilir.
Girişimci demek, genç demek. Bununla ilgili o gençlere nasıl ulaşıyorsunuz?
İlkokullara, liselere, üniversitelere gittik, anketler yaptık. Eğitim vermeden önce yaptığımız anketlerde ‘Ne olmak istiyorsunuz?` sorusuna, çeşitli cevaplar geldi. Kurul üyelerimiz sırasıyla başından geçenleri anlattı. Hangisi müsaitse program yapıp gitti. Ardından çok değişik bir sinerji ortaya çıktı. Çeşitli dallarda girişimci olmak isteyenler var ama bunun iyi yönlendirilmesi lazım. Mesela beden eğitiminde okuyan bir öğrencinin, aslında beden eğitimi öğretmeni olmak istemediğini, içinde başka cevherlerin olduğunu fark ediyoruz. İşte o arkadaşımıza diyoruz ki; ‘Sen bu bölümü bitir, bir şey yapmadan önce mutlaka girişimcilik eğitimi al.` Girişimcilik işi analiz edilmesi gereken bir konu. Akşam rüya gördüm, sabah köfteci dükkanı açalım gibi bir şey değil. Ehil kişilerden destek almak gerekiyor.
ÖNYARGIYI KIRMAK GEREKİYOR
Aslında kişinin hiç istemediği halde sırf üniversite okumuş olmak için aldığı çeşitli dallardaki eğitimler, onu kısır döngünün içine sokuyor. Bu yönlendirme eğitim aşamasında da çok gerekli, değil mi?
Bu en başında olması gereken bir konu. Toplumun yarası ama biz bu konuda da bir başarıyı gerçekleştirdik diyebilirim. Kocaeli Üniversitesi`nde rektör yardımcısı Ayşe Hanım`la yaptığımız görüşmeler sonucunda, girişimcilik üzerine iki bölümü açtırdık. Şu anda seçmeli olarak girişimcilikle ilgili dersler veriliyor. Daha toplantı esnasında çok hızlı ve net biçimde önerimizi, talebimizi gerçekleştirdiler.
Peki Atalay Bey, ne kadar eğitim verilirse verilsin, girişimcilik riskli değil midir?
İnanıyorsan, riske girmelisin. Bir bankadan mesela 500 bin lira kredi istiyorsunuz. Banka da diyor ki, ‘Evinizi ipotek verecek misiniz?` ‘Ya, ben evimi niye ipotek vereyim?` diyorsanız, olmaz. Sen kendine inanmıyorsun, evini riske edemiyorsun, bankadan para istiyorsun. Öyle bir dünya yok. Ben bu işe inanıyorum, bu işi yaparım diyorsanız riske atacaksınız.
Ne yalan söyleyeyim, karşımda daha donuk, daha içe kapanık birini bulacağımı sanmıştım. Hoşgörünüze sığınarak, biraz ön yargılı geldiğimi itiraf ediyorum…
Evet, bu ön yargıyı kırmak gerekiyor demek. Bu söyleşinin başka bir açısı var. Gazeteye çıkmış olmaktan öte, doğru kişilerle irtibata geçip diyalog kurmak en büyük kazanım. Çünkü ben sizi belki biraz etkiledim, enerji verdim. Ben diyorum ki, o enerji başka yere bakalım nasıl gidecek? Bu düşüncelerden biri bile yerini bulsa kentimize katma değeri de o kadar fazla olur.
OĞLUNU FUTBOLCU YAPTI DEDİRTMEM
Röportajı sonlandırmadan evvel, Atalay Bey`in boş zamanlarında neler yaptığını da öğrenmek isteriz…
Kartepe açıldıktan sonra, beni kayağa alıştırdılar. Dediler ki, ‘İstanbul`dan bile geliyorlar, sen şurada ayağının altında olduğu halde kayağa gitmiyorsun.` Çok da zevkli buluyorum. Bu tam benlik; heyecan da adrenalin de var. Daha sonra Kocaeli Doğa Sporları Kulübü`ne üye oldum. Hakan Tanta ile beraberiz. Kamplara katılmaya başladım. Kampla kayak yapmak ayrı bir heyecan veriyor. Onun dışında, futbol tutkum var. Babam zamanında Kocaelispor`un başkanlığını yapmıştı. O dönem futbol oynama arzum vardı ama babam ‘Ben başkanken oğlunu futbolcu yaptırdı dedirtmem` dedi. Profesyonel olmadı ama amatör olarak halı sahalarda vakit geçiriyorum.
Atalay Bey, Yükselen Değerler ailesine hoş geldiniz. Söyleşi için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim Aysun Hanım. Takip ettiğim bir sayfaydı. İleriki günlerde bizim yapabileceğimiz bir şey olursa her zaman katkı vermeye hazırım. Başarılarınızın devamını dilerim.