Hava : Sıcaklık: ºC    Nem:    Rüzgar:
Tatilde de güzel olabilirim... Yine vazgeçtim…  Kocaeli’nin en iyi 10 kafe’si  2012 yazında... En favori 5 trend!
SİTE RAPORU
24 saatte 86 Haber eklendi
Toplam 264 yorum yapıldı
Yerel bir gazetede
ortalama 40 haber bulunur
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
SİTE İÇİ ARAMA
YAŞAM EKİ | BU EŞİMİN RÖPORTAJI OLACAK…
Bu eşimin röportajı olacak…
7 Ekim 2011, Cuma - 16:45
Sevgili Bizim YAŞAM okurları; Yükselen Değerler’in bu haftaki konuğu, SİTE YÖNETİM HİZMETLERİ VE GAYRİMENKUL DANIŞMANLIK LTD.ŞTİ.’nin sahibi olan Sayın SEVDA İNALTAY.

Bina yönetim işinin yanı sıra, aynı zamanda REMAX`ın Kocaeli temsilciliğini de yapıyorlar. Yani emlak alım-satım ve pazarlama işi de bunlara dahil. Sevda İnlaltay`ın hüzünlü bir öyküsü var. 21 yıllık devlet memurluğundan sonra, eşinin ihtiyaç duymasıyla birlikte “Artık asla çalışmam” demesine rağmen iş hayatına girmiş, daha sonra da bu yük tamamen omuzlarına binmiş. Sevda Hanım, çok sevdiği eşi Serhat İnaltay`la kendisi memur, Serhat Bey ise henüz öğrenciyken izdivaç yapmış. Fakat eşi ani ve amansız bir hastalık neticesinde ondan ayrılmış. Geleceği, ileriyi hep bir adım önde gören merhum Serhat Bey, adeta kendinden sonraki düzeni yerine oturtarak, sevenlerine veda etmiş.
***
O eşini iyi tanımış. Öyle ki; ergenlik çağında olan iki erkek çocuğu ve “Emek emek yaptık” dediği aile şirketinin bütün ağırlığı Sevda Hanım`ın üzerine kalmış. Ama o başarısızlık kelimesini kendine hiç yakıştıramamış ve bunu acizlik kabul etmiş. Böyle bir yön çizmiş kendisine, böyle kamçılamış kendini. Ne çocuklarının mağdur olmasına müsaade etmiş, ne devraldığı işte düşüş olmasına izin vermiş, ne de duygusal çöküntü yaşamış. Belki de böyle alışmış eşinin yokluğuna…. Ölenle ölünmüyor, kalanlar ise onun gözüne bakıyor. Röportaj esnasında kendimi zor tuttuğum anlarım oldu ki, Sevda Hanım`ı varın siz düşünün.
***
Sevda hanım, “Bu benden çok eşimin röportajı olacak” dedi ama yine de ben çok çok güçlü bir kadın gördüm karşımda. Sevda Hanım`ın tek eksiği, kendini fazlaca ötelere itmiş olması bana göre. Hep çocuklarım, ailem, işim demiş, kendisini ihmal etmiş. Bu anlamda Sevda Hanım`a epey baskı uyguladığımı düşünüyorum. İlk iş olarak, kendisini bir öğle yemeğine davet etmeyi düşündüğümü buradan beyan ediyorum. Tabii, bununla da kalmayacağını bilmeli. Mücadelesine hayran kaldığım bu iş kadınının birçok hemcinsine örnek olacağına inanıyorum ve sizi söyleşimizle baş başa bırakıyorum.


Sevda İnaltay`ı kısaca okurlarımıza tanıtır mısınız?
1962, Sakarya doğumluyum. Annem Sakarya`nın yerlisi fakat babam Bulgar göçmenidir. Liseyi bitirdikten sonra, iş hayatım başladı. Üniversite imtihanlarına girmedim ama daha sonra memuriyette derece yapabilmek için dışarıdan Açık Öğretim Fakültesi`nde okudum. Böylelikle birinci dereceye düştüm.
 

Görev yeriniz neresiydi, peki?
Askeriyede memurluk yapıyordum ama evlenince, mecburen eş durumundan Erzurum`a gittim. Eşim öğrenciydi; Atatürk Üniversitesi İngilizce bölümünde okuyordu.
 

Ben doğru mu anladım, Sevda Hanım? Evlendiğinizde siz memurdunuz, eşiniz ise üniversite öğrencisi, öyle mi?
Evet, doğru anladınız. Birbirimizi seviyorduk, evlenmeye karar verdik ve evlendik. Erzurum`da bir bilgisayar dershanesi vardı. Oranın İngilizce bölümünü eşim açtı ve o bölümde çalıştı. Yani eşime ben bakmadım, o da çalıştı. Zaten çok çalışkan biriydi. Bir yıl boyunca hem çalıştı hem okudu ve bir yıl sonra tayinimizi Kocaeli`ye yaptırdık.

BU EŞİMİN RÖPORTAJI OLACAK…

Buradaki iş yaşamınız nasıl şekil aldı?
Benim Derince`deki askeri hastaneye tayinim çıktı. Eşim de ağabeyinin dershanesinde çalışmaya başladı fakat henüz askerliğini yapmamıştı. Bir buçuk yaşında oğlumuz varken, eşim kısa dönem askere gitti. Askerden gelmeden evvel, İstanbul`dayken gazetede, şimdi yaptığımız ‘site yönetim hizmetleri` işini okumuş. Kafasına yatmış ama elde sermaye yok. Ben devlet memuruyum, eşim dershanede çalışıyor. İyi maaş alıyordu belki ama sermaye yapacak kadar değil, tabii.
 

Ne yaptınız, peki?
O zamanlar site yönetim işi İzmit`te hiç yoktu. Eşim bu fikrini ilk önce benimle paylaştı. Daha sonra arkadaşlarımızla konuştuk. Hepsi ‘Böyle iş mi olur?” dedi ama eşim Serhat Bey, ‘Daha gencim, risk almak lazım` diye düşünüyordu. ‘Tamam, aç o halde` dedik ve 1992 yılında site yönetim işini açtı.
 

Bismillah dediniz yani… Açtıktan sonra ne oldu, peki? Bu işi insanlara anlatmak kolay olmamıştır mutlaka?
Önce kendi oturduğumuz binanın yönetim işini almak istedik ama o olmadı. Biz de karşısındaki bina olan Yüksel Apartmanı`nın yönetimini aldık. 19 yıl oldu, hala biz yönetiyoruz o binayı. İşi oturtmak kolay değildi. Bir de eskiden binaların kaloriferleri kömürlüydü. Eşim hep kazan dairelerine girer çıkardı. Ben artık kendisine kıyafet almaktan bıkmıştım. Aysun Hanım, bu benim röportajım olmayacak, eşimin röportajı olacak çünkü çok özledim onu…

BAZEN ‘NEDEN BİZ` DİYORUM!

Gözleriniz o özlemin boyutunu bana söylüyor, inanın. Gönlünüzden geldiği gibi anlatın, Sevda Hanım…
Kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Ben hep, ‘Emekliliğim gelsin, bir gün fazla çalışmam` diyordum. 21 yıl, 9 aylık bir çalışmanın ardından emekli oldum. Üç buçuk yıl ev hanımlığı yaptım. İki oğlumla ilgilendim. Çocuklarım pırlanta gibidir, çok şükür. Düzgün bir ailede yetiştiler. Örnek bir babaları vardı. Bazen ‘Neden biz` diyorum… Gerçekten olması gereken gibi bir babaydı. Üç buçuk yıl sonunda da eşimin yanında çalışmaya başladım.
 

Emekli olduktan sonra bir gün dahi çalışmam dediniz ama üç buçuk yıl sonra iş hayatına geri döndünüz. Peki, neden?
Eşimin çalışanlardan yana sıkıntıları oldu. Emektarımız Gül Hanım vardı, ona her zaman teşekkür ederim, minnettarım. Gül Hanım evlenip gidecekti. Eşim ‘Gel Sevda, sen çalış` deyince kıramadım ve işe başladım. Sorumluluğu çok fazla olan bir işti.
 

Memurluktan sonra burası hayli farklı gelmiştir size. Bocalama yaşadınız mı hiç?
Çok farklı geldi hem de. Benim emekli olmama yakın bilgisayarlar çalışma sistemine dahil olmuştu. On parmak daktilo yazıyordum ama bilgisayar kullanmamıştım henüz. Bana ‘Şu bilgileri gireceksin, şuradaki televizyon kutusuna tıklayacaksın` dediler. Öyle öyle azmettim ve altı ayda işi öğrendim. Bir huyum vardır, bir işi yapamamayı kendime yakıştıramam. Memurlukta da aynıydım. Böyle terbiyeyle büyüdük. 2006 yılında işe başladım, 2009`da da eşim hastalandı.

‘GÜÇLÜ OLMAN LAZIM` DEDİLER

Sadece üç yıl birlikte çalışabildiniz öyle mi?
Birlikte çalıştık sayılır mı bilemiyorum. Ben emekli olduğumda Maşukiye`de küçük bir siteden ev almıştık. Eşim iş yerimize iki saat uğrar, hemen o eve kaçardı. Bahçesiyle uğraştı, tavuk, hindi besledi, köpeğimiz oldu. Öyle bir hayata özlemi vardı ve sevdiği şeyleri yaptı hep. Sonra da hastalığa yakalandı.

En zor süreçlerden biri başlamış sizin için…
Tabii, kesinlikle öyle. Küçük oğlum Yahya Kaptan`da annemle kalıyor, eşim Maşukiye`de ve kimseyle görüşmek istemiyor. Çalışıyorum, işten çıkıp Yahya Kaptan`a gidiyorum, onların ihtiyaçlarını hallediyorum, oradan Maşukiye`ye gidip eşime bakıyorum, hindilerini besliyorum, köpeğine bakıyorum, sabah tekrar işe geliyorum. Kimi günler hastaneye gidip, iki gün orada kaldığımız oluyordu. Hep iyileşir ümidiyle baktık ama olmadı. 7 ay içinde Serhat`ı kaybettik.

Sizi üzecekse bu süreçleri geçebiliriz, Sevda Hanım?
Hayat devam ediyor, Aysun Hanım. Ben çocuklarıma da hep bunu söyledim. Ben veya babanız, hiç fark etmez; bugün ölsek bile hayatınıza ara vermeden devam edeceksiniz. Bana nasıl oldu da birden bu güç geldi bilmiyorum. Bir ay çok çok ağladım; bir türlü kabullenemedim. Yan komşumuz o zaman bana ‘Abla, sen ne yapıyorsun? Senin güçlü olman lazım` deyince, ‘Ay, bu ne diyor böyle ya? İnsan bunda nasıl güçlü olur?” diye kızmıştım. Ama Allah o gücü veriyor demek ki. Eşim 27 Nisan`da vefat etti, ben 1 Mayıs`ta işe geri döndüm.

BUGÜNLERE EMEK EMEK GELDİK

Kafanızı dağıtmak için mi hemen işe başladınız?
Hakikaten çalışmak zorunda olduğum için başladım. Eşimin hastalığı süresince zaten bir takım şeyler aksamıştı. Beni inceledikleri zaman hiçbir eksiğim olmaması lazımdı. Bu iş gerçekten emek emek bugünlere gelmişti. Bir sürü ödemeler, krediler var, çocukların okul taksitleri var, onların belli bir yaşam kaliteleri var, onu devam ettirmem lazım. ‘Ben ne yapacağım` dedim birden bire.
 

Yani, hayat devam ediyor…
Bir arkadaşım bana ‘Su akar, yolunu bulur Sevda`cığım` dedi. Hakikaten de, ben o yıl hiçbir binamı kaybetmedim. Toplantılar yaptım.  Hatta Yüksel Apartmanı sakinleri ‘Toplantı öncesi Serhat için saygı duruşu yapalım` dedi. Çok etkilendim. İşimize kaldığımız yerden devam ettik.
 

Müşterilerinizi nasıl seçiyorsunuz? Daha doğrusu onlar size nasıl ulaşıyor?
Eşimin zamanında da biz işimizle ilgili reklam yapmıyorduk, pazarlama yönümüz eksikti. Binalar memnun kalıyor, portföyümüz tavsiye usulüyle genişliyordu ama ben sürekli ‘Kendimizi geliştirmemiz, sitelere açılmamız lazım. Çalışanlarımızın hem fazla hem de kalifiye olması lazım` diyordum. 
 

Eşinizin ölümünden sonra, Sevda İnaltay olarak yaptığınız işin üzerine başka şeyler koyabildiniz mi?
Elbette, üzerine koyarak devam ediyoruz. Bir kere personel sayımız arttı, bina sayımız çoğaldı. Pazarlama yönünden son derece tecrübeli, işinin ehli bir müdürle çalışmaya başladık. Ayrıca 2010 yılının şubat ayında gayrimenkul danışmanı olarak Remax`ta Türkiye birincisi olduk. Eşimin görmesini çok isterdim. O zaman güzel para kazandık ve ileriye daha güvenli baktım. Çok radikal kararlar almam gerekiyordu ve bu bana kolaylık sağladı. Dışarıda sanılıyor ki, eşim bana para bıraktı; ben onunla gül gibi geçiniyorum. Hiç ilgisi yok aslında ama böyle görünmesi de beni rahatsız etmiyor.

YAKLAŞIM ÇOK ÖNEMLİ

İzmit`te daha çok nerelere hizmet veriyorsunuz, Sevda Hanım?
Kozluk bölgesi çok revaçta olarak çalışıyoruz. Belki ilk tutunduğumuz bölge olduğu içindir. İzmit merkezde sayısını hatırlayamayacağım kadar çok binamız var. Maşukiye`de, Bahçecik`te siteler var, şimdi de 60 Evler`e açıldık. Körfez`de bir iş merkeziyle anlaşarak, oraya kadar uzanmış olduk. Güzel olan şey, eşimden sonra bina sayımızın azalması değil, artmış olmasıdır. Yani eşimin bıraktığı yerde değilim.
 

Büyük sitelere giremiyor musunuz, peki?
Körfez Kent, Toki konutlarına girdik. Biz bir düzene soktuk, ondan sonrasında kendileri yapmak istedi. Yahya Kaptan`a giremiyoruz bile. Orası çok farklı bir yer. Üst yönetimin öyle sözleşmeleri var ki, bireysel bile yönetilemiyor, düşünün. Ben de orada oturuyorum, oradan biliyorum. Toplu konut çok güzel bağlamış. Buna benzer yerlerde hep aynı sistem olduğu için sitelere girmek kolay değil.
 

Mesela bir bina geldi, sizinle anlaştı. Onlara ne vaat ediyorsunuz? Nasıl bir hizmet anlayışıyla yaklaşıyorsunuz?
Her binanın kendi adına bir hesap açtırıyoruz ilk önce. Bina sakini sadece aidatını ödemekle yükümlü. Onun dışında temizliği olsun, elektrik, su ödemesinden olsun biz sorumluyuz. Rutin kontrollerimiz var, bu kontrollerde ekstra sorun olursa sakinlerimize ulaşıyoruz. Bakım onarım, ne gerekiyorsa yaptırıyoruz; siz hiçbir şeye karışmıyorsunuz. Her şeyi yasal yollarla yapmaya çok özen gösteriyoruz.
 

Oldukça büyük bir sorumluluk…
Tabii ama herkesi memnun edemiyorsunuz. Özellikle aidatını ödemeyenlerden daha çok sıkıntı çıkar. Aidatını ödemez fakat bir sürü beklentisi vardır. Ben çok bilirim, icraya verdiğim bina sakinimle tokalaşıp buradan gönderdiğimi. Yaklaşım da çok önemli, tabii. Kimse keyfinden ödememezlik yapmaz.

ŞAİBEYE MAHAL VERMİYORUZ

Sevda Hanım; site yönetim işi hakikaten çok meşakkatli bir iş olsa gerek…
Bir kere suistimale çok açık bir iş, Aysun Hanım. Bireysel yönetilmiş binalar bize geliyor. Onlara baktığınızda inanamazsınız. Bu kadar hesapsızlık olur mu? Ben her ay binalarıma bilanço hazırlıyorum. Hiç hesap tutmadan nasıl ödemeler yapmışlar, size anlatamam. Ben veya rakiplerim hiç fark etmez, biz daha sistemli tutuyoruz her şeyi. Beni herhangi bir bina sakini, her an gelip denetleyebilir. Yılsonunda denetim kuruluna bütün kişilerin hesaplarını, banka ekstrelerini, faturalarını giriyoruz, kendilerine veriyoruz. Dosya halinde, tek tek neyin ne olduğunu inceleme şansları oluyor. Bakım onarımlarda çok şeffafız. Bu eşimden bana kalan iş disiplini anlayışıdır.
 

Bakım ve onarım işlerinde işi alacak kişi veya firmaları siz mi temin ediyorsunuz?
Bu gibi işlerde asla biz belirleyici olmuyoruz. Diğer firmalar nasıl yapıyor bilmiyorum ama bizde böyle. Mantolama mı yapılacak? Çatı mı onarılacak? Teklifleri alıyoruz, binanın denetim kuruluna veriyoruz. Ya da komisyon belirliyoruz, o komisyon seçiyor. Asla şaibeye mahal vermiyoruz, alnımız açık. Çok dürüst çalışıyoruz. Eşim de öyleydi, biz de bayrağı aynen taşımaya devam ediyoruz.
 

Ekibinizin çalışmasından memnun musunuz? Siz daha ne kadar çalışmayı düşünüyorsunuz?
Ekibimden gayet memnunum, hepsi iyi niyetle çalışıyor. 28 yıldır çalışıyorum. Ben galiba büyük konuşuyorum. 30 yıl çalışan bayanları görünce, “İnsan otuz yıl nasıl çalışır?” diyordum. Neyi büyük söylediysem, hakikaten hepsi başıma geldi. Büyük oğlumun üniversiteyi bitirmesine üç yıl var. Benden sonra o devam etmek istiyor.

BU İŞ DAHA DA YAYGINLAŞACAK

Oğlunuz devralınca bırakacaksınız, öyle mi?
İnşallah, öyle diyorum. Öğrenene kadar yanında olurum tabii. Gençler daha yenilikçi bana göre. Onların projeleri olur kafalarında, fırsat vermek lazım. Arkadan kardeşi de yetişiyor. Aile şirketimizi el birliğiyle ileriye taşısınlar. Bu iş hakikaten bir ihtiyaç. İnsanlar zaten çalışıyor, bir sürü sıkıntıyla boğuşurken bir de oturduğu yerin sıkıntısıyla niye uğraşsın? Bu iş için hazır kurulu düzeni olan bir firmaya vermek, her yönden avantajlı.
 

Bu işte gelecek görüyorsunuz o zaman?
Bence ileride çok daha fazla ihtiyaç duyulacak bir sektör halini alacak. Eşim hep ileriyi gören bir insandı. Çok zor bir işi kentimize getirdi ve senelerdir devam ettirdi. Daha da yaygınlaşacağına inanıyorum.
 

Siz aynı zamanda gayrimenkul danışmanlığı da yapıyorsunuz, değil mi?
Evet, bir anlamda Remax`ın Kocaeli bayiliğini yapıyoruz. İsmimizi SİTE YÖNETİM VE GAYRİMENKUL DANIŞMANLIK LTD.ŞTİ. diye aldık. İş yerimizin bir kısmı emlak işlerine bakıyor. 

SOSYAL YÖNÜM HEP EKSİK KALDI

Eşiniz İzmit`te çok tanınan biriydi. Nur içinde yatsın, sosyal yönü fazlacaydı diye anımsıyorum. Siz de aynı şekilde sosyal biri misiniz?
O yönüm hep eksik kaldı nedense. Serhat çok sosyaldi çünkü evi çekip çeviren, çocuklarla ilgilenen bir eşe sahipti. Annelik başka bir şey. Ne kadar ‘artık büyüdüler` desek de, bizim gözümüzde hala çocuklar. Oğlum babası vefat ettiğinde 12 yaşındaydı. Durduk yere kaprisler yapıyordu. ‘İstanbul`a gidelim` diye tutturuyordu mesela... Ama benim İstanbul`a bile gidecek vaktim olmuyordu. Şimdi zaman yaratmaya bir günümü ona ayırmaya çalışıyorum. Babadan o kadar beklemiyorlar ama anneden istiyorlar. Ben hiç sosyal yaşantısı olmayan bir insanım aslında. Biraz da evcimenim diyebilirim.
 

Sizin gibi pozitif birinin kendi halinde olması, sosyalleşmemesi bana biraz garip geldi. Kendinize ne zaman vakit ayıracaksınız?
Mutlu bir evliliğim, sevdiğim ve beni seven bir eşim vardı. Eşim ölünce, ben neye uğradığımı anlayamadım; iş kucağımda kaldı. Çocukların ‘babamız öldü, biz ne olacağız?` gibi kaygıları oldu. Şimdi çocuklar, iş, ev arasında gidip geliyorum. Kendim için hiçbir şey yapmıyorum.
 

Ne olsun ki, anneleri sapasağlam ayakta tutmayı başardı her şeyi. Sizin yerinize ben cevaplar oldum soruları, Sevda Hanım… Peki, eşinizin vefatından sonra çocuklarınızın hayatında bir değişiklik oldu mu?
Eşim vefatından önce de işiyle çok yoğunlaşan biriydi. Çocukların her şeyiyle ben ilgilenirdim. Çok lüks yaşamıyorduk ve aynı hayat standardımız devam etti. Sadece baba özlemini zor aştılar. Özellikle küçük oğlumu okuldan alıp babasının mezarı başına götürdüğüm çok olmuştur. ‘Serhat bak, oğlumuz seni isteyip duruyor. Ders çalışmıyor bu yine` diye şakaya getiriyordum. Büyük oğlum Karadeniz Teknik Üniversitesi`nde okuyordu ve ‘Ben bu üniversiteyi bırakacağım` dedi. ‘Mutlu değilim Trabzon`da` diyordu. Nihayetinde kayıt dondurduk, tekrar dershaneye gitti ve Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliğini kazandı. Şimdi severek okuyor ve mutlu.

ÖLENLE ÖLÜNMÜYOR

Hem annelik, hem iş kadınlığını zor zamanda bir arada götürmeniz gerçekten takdire değer…
Özellikle kriz döneminde insanlar gerilerken, aynı düzeyde kalmak bile başarıdır ki, biz daha iyisini elde ettik. Gözümü budaktan sakınmam. Sizinle röportaj yapmamı müdürümüz Uygar Bey teklif edince hiç düşünmeden kabul ettim. Çekingen biri değilimdir, olgun bir insanımdır, komplekslerim yoktur, her çevreye girebilirim. Artık bu aralar şunu düşünüyorum; ölenle ölünmüyor. Benim ağlamaya, yas tutmaya fırsatım olmadı. Ama pişman değilim. İnşallah daha iyi yerlere gelmeyi isterim.
 

Bundan sonrası için yapmak istedikleriniz var mı?
Bu benim işim artık. Binalara daha iyi hizmet vermemiz lazım. Onun için alt kadroları sağlamlaştırmam gerekiyor. Sadece ben kazanayım istemiyorum. Çalışanlarımla birlikte kazanayım, benim düşüncem o. Onlar da istekli olsun, hep birlikte ilerleyelim istiyorum. Bunun için pazar günleri bile çalışıyorum.

BASIN KARŞI TARAFI DİNLEMELİ

Sevda Hanım, Kocaeli`de yerel basını takip ediyor musunuz?
Okuyorum ve daha çok vefatlarla ilgileniyorum. Tanıdığım biri mi diye bakarım hep. Benim köküm Adapazarlı`dır; görüyorum ki Kocaeli halkı Adapazarı`ndan daha çok sahip çıkıyor yerel gazetesine. Sakarya`da insanlar bir gazete bile almazken, burada birkaç gazete birden alıyorlar. Ben yerel basından şunu istiyorum; bir işyeri hakkında olumsuz bir yazı yazacakları zaman, tek taraflı yazmasınlar. Karşı tarafın da görüşü alınmalı, dinlenmeli.
 

Sevda İnaltay`a Yükselen Değerler`e konuk olduğu için çok teşekkür ediyorum. Söylemek istediğiniz başka bir şey varsa, buyrun söz sizde…
Ben teşekkür ederim, Aysun Hanım. Bu verdiğim ilk röportaj oldu. Sayenizde epey bir geriye gittim, geldim. Yaptığımız işte iddialıyız ve artık insanların vakitleri çok kıymetli. O nedenle binalarının yönetim işini profesyonel olan bizlere versinler diyorum. Başlarını ağrıtmasınlar ki, hazır bizim başımız ağrıyor. Komşuluk ilişkileri bozulmasın. Biz insanları birbirine düşmekten kurtarıyoruz. Sizi çok sevdim, Aysun Hanım. Her şey için çok teşekkür ediyorum.


Bu haber toplam [ 3718 ] defa okundu Bu habere toplam [ 3 ] adet yorum yapıldı
Yorumlar yükleniyor...
YAŞAM EKİ KATEGORİSİNE AİT DİĞER HABERLER
7/24 Online Haber ihbar hattı
ASTROLOJİ
ANKETLER
İzmit Belediyesi’nin çalışmalarından memnun musunuz?
Evet
Hayır
Fikrim yok
Yükselen Değerler Ailesi
Kocaeli | Haberler | Kocaeli Haberleri | Spor Haberleri | Reklam | Künye | İletişim | Kocaeli İlçe Haberleri | İzmit Haberleri | Derince Haberleri | Gebze Haberleri | Gölcük Haberleri | Kandıra Haberleri | Karamürsel Haberleri | Körfez Haberleri | Çayırova Haberleri | Dilovası Haberleri | Darıca Haberleri | Kartepe Haberleri | Başiskele Haberleri | Reklam | Künye | İletişim | Arşiv | Foto Galeri | Haber Arşivi | Haber Ara | Haber İhbar Hattı | Objektife Takılanlar | Astroloji | Güncel | Siyaset | Ekonomi | Polis-Adliye | Eğitim | Sağlık | Teknoloji | Yaşam | Anketler | Nöbetçi Ezcaneler | Tren Saatleri | Taksi Duraklari | Kocaeli Canlı Kameralar | 17 Ağustos Depremi | Canon, Epson, HP Kartuş | RSS Haberler | Yasal Uyarı | Kocaelispor | Notebook,Netbook | Gebzespor | Körfez Belediye | Gölcükspor | Darıca Gençler Birliği | Amatör Futbol | Süper Lig | Salon Sporları