Bu kente katma değeri olan insanların ve firma sahiplerinin kent adına düşünceleri, kazanımları, gelecekteki yatırım hedefleri derken, üzerine bir de yükselmenin en alt basamağının hikayesi girdiğinde tadına doyulmaz bir söyleşi çıkıyor ortaya. Genellikle karşımdakini masal dinler gibi dinliyorum. O koltukta oturanın zamanında yaşadıklarına inanası gelmiyor insanın.
***
Masal demem de bu yüzden. Böylelikle azmin ve çalışmanın önünde hiçbir engel olamayacağını daha bir net görüyoruz. Bana bu sözleri ettiren kişi bu haftaki konuğum oldu. Bu işi neden yaptığım gibi, nasıl isabetli bir iş yaptığımı da bir kez daha hatırlattı bana. Yükselen Değerler`in bu haftaki konuğu, EFEM TİCARET adı altında çok sayıda mobilya, beyaz eşya ve akaryakıt istasyonu bulunan, aynı zamanda Körfez Ticaret Odası Başkanlığı görevini sürdüren iş adamımız Sayın MUSTAFA EFE oldu.
***
Mustafa Efe`ye birkaç aydır sayfamıza konuk olması için ısrarcı oluyordum. Nazik ve babacan tavrından olsa gerek, ‘hayır` diyemediği ama ağzından ‘evet`in de kolay çıkmadığı anlar karşısında, benim yoğun ısrarıma yenik düşerek bizi kabul etti. Böyle yenilgiye can kurban. Köyde yetişmiş, kendisini yetiştirmiş, kıvrak bir ticari zekaya sahip birinden, bu kentin alacağı çok mesaj olduğuna inanıyorum. İyi ki ısrar etmişim, iyi ki kendisini yakından tanımışım.
***
Muazzam bir iş adamı, muazzam bir aile reisi ve örnek bir baba. Sağlam aile birlikteliğini önüne katarak yürüdüğü yolda, hızla büyüme sağlamış ve büyümenin sınırı olmadığına inanmış azimli bir iş adamı. Söyleşimiz esnasında ailenin en küçük kızı sevgili HÜLYA EFE ile tanışma imkanımız da oldu. Babasını anlatırken duyduğu gurur, gözlerine yansıdı. Bunu kelimelerle ifade etmeye zorlandığını hissettim. “Kaya gibi babam var, daha ne diyeyim” diyerek noktayı koyan Sevgili Hülya, babasının izinden gidiyor.
***
Belki farklı bir alanı kendine meslek olarak seçmiş fakat aynı azim, aynı hırs, aynı disiplin onda da görülüyor. MUSTAFA EFE söyleşimizde, çok fazla ayrıntılara girmeden, kelimeleri seçerek konuştu. Söyleşimiz, sadeliği ve anlam yüklediği kelimeler itibariyle yeterli mesajlar içeriyor. Ama ne olursanız olun, ister büyük iş adamı, ister büyük siyasetçi, isterseniz kaya gibi bir baba basın karşısında insanın geçmişini, kendisini anlatması hiç kolay olmuyor. Bu da benim yaşadığım tecrübeden bir kesit olsun. Zevkle okuyacağınızı düşündüğüm, sade ama azmin egemen olduğu bir hayat hikayesiyle sizi baş başa bırakıyorum. Huzurlu kalın…
Mustafa Efe`yi kısaca tanıyabilir miyiz?
1952 yılında Yuvacık`ın Doğantepe köyünde doğdum. Aslen Rize Çayeli`ndeniz. Babam Birinci Dünya Savaşı`ndan sonra İzmit`e akrabalarının yanına gelmiş.
Peki, niçin memleketinde kalmayıp İzmit`e gelmiş?
Dedem savaşta ölmüş ve babamla amcam yetim kalmış. İkisini de gemiye bindirip, buradaki dayılarımın yanına yollamışlar. Uzun yıllar Doğantepe köyünde yaşamışlar. Evlenmişler ve sonra bizler dünyaya gelmişiz. Sekiz kardeşiz. Babam daha sonra o köyle 15-16 sene muhtarlık yapmış. Şu an yüz yaşını geçti ve hayattadır. Sapasağlam da geziyor, yaşlılık belirtileri hariç hiçbir sıkıntısı yok.
Siz de köyde mi büyüdünüz?
Ortaokulu bitirene kadar köydeydim. Ondan sonra çalışmak için İzmit`e geldim. Önce bakkal çıraklığı yaptım, daha sonra ekmek fırınında çalışmaya başladım. Köyden bir dostumuzun İzmit`te fırını vardı, orada tezgahtarlık yaptım, ekmek sattım.
17 YAŞINDA EVLENDİM
Ticarete ilk adımı ne zaman attınız Mustafa Bey?
18 yaşına gelene kadar bu şekilde çalıştım. Sonra Tütünçiftlik`in Ağadere Caddesi`nde büfe ve bakkal gibi bir dükkan açtım. Tütünçiftlik`i bize çok iyi anlatmışlardı. O zamanlar Petkim fabrikası kuruluyordu. Çok sayıda çalışan vardı. İyi bir noktaya dükkanımızı açtık. Orada dört yıl kadar bakkalcılık yaptık. Mecburen, bırakacak kimse olmadığı için bakkalı devretmeye karar verdim. Devredene kadar da askere bir yıl geç gittim. Bu arada askere gitmeden önce de evlendim.
Öyle mi? Kaç yaşında evlendiniz, çok küçük yaşta olmalısınız...
17 yaşındaydım. Askere giderken iki tane küçük kızım vardı.
Neden o kadar erken evlendiniz, peki?
Yalnızdım. Eşim bana arkadaşlık etsin diye evlendim. Annem-babam köydeydi, burada tek başıma yaşıyordum. Eşim de henüz 16 yaşındaydı. Bakkalımız zamanla Körfez`in en iyi bakkalı olmuştu, iyi para kazanmıştım. Yarımca-Körfez arası bir minibüs hattı almıştım. Bakkalı devretmiştim, o minibüs hattı ben askerdeyken eşime ve çocuklarıma rahatlıkla baktı.
Askerden gelince nereden başladınız hayata, Mustafa Bey?
Bakkal dükkanını satıp, arsaya yatırım yapmıştım. Askerden döndüğümde o arsayı da satıp, ufak bir sermaye yaptım ve bu işe başladık. 1975 yılında 85 metrekare yer kiralayarak bir mobilya dükkanı açtık. Yani bu işe başlayalı tam 36 yıl oldu. İşi bilen kimsem de yoktu yanımda. Gerçekten çok çalıştım.
85 METREKAREDEN MAĞAZALAR ZİNCİRİNE
İlk mağazayı açarken zorluklar yaşadınız mı?
Başlayana kadar tabii ki zorlukları oldu. Mesela dükkanı ilk kiraladığımda orası bir kahvehaneydi. Boyasını, badanasını yaparken döşeme işi yapan Osman adında bir arkadaşım vardı. Bana mal alımında yardımcı olabileceğini söyledi. Eskişehir`e mal almaya gittik. Paramız yok, senetle mal alacaktık. Eskişehir`de akşama kadar dolaştık, hiç kimse bir parça dahi mal vermedi bize. Tanıdık yoktu, güven yoktu derken, elimiz boş döndük. Oradan İnegöl`e geçtik. Bir toptan mağaza bize yardımcı oldu ve almamız gereken malı aldık. O akşam orada kaldık, gece kamyonu yüklediler. Sabah kamyonun önüne oturduk ve tıpış tıpış dükkana geldik, malı boşalttık ve bu işe ‘bismillah` dedik.
O günleri hatırlayınca, ‘nereden nereye` diyor insan, değil mi?
Öyle oluyor haliyle... 85 metrekare dükkanla başladık, şu anda 11 büyük çaplı mağazamız var. Körfez`de iki büyük mağaza, Mobesko`da bir mağaza, Derince, Yarımca ve İzmit`te dört-beş beyaz eşya mağazamız var. Üç Türkcell abone merkezimiz var. Bir de Koçtaş`ın önünde bir Opet benzin istasyonumuz var.
Kısa sayılacak bir sürede bu kadar büyümeyi nasıl başardınız, Mustafa Bey?
İyi niyetle çalıştık, tırnaklarımızla kazıdık. Kazandığımızı tekrar yatırıma dönüştürdük. Ayrıca kazancımıza farklı bir şey katmadık. Onun bereketi de oldu. Dürüst olmak, prensipli olmak çok önemli. Paramız yokken kredimiz oldu. Bunun büyük faydasını gördük.
Toplamda kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz?
Benzin istasyonuyla beraber, toplam 75 kişiyi istihdam ediyoruz.
EN GENÇ MECLİS ÜYESİ BENDİM
Mustafa Bey, siyasetle ilginiz olduğunu duymuştum. Politik arenada görev almış mıydınız?
Evet aldım. Askerden geldikten iki yıl sonra, 1977 yılında Adalet Partisi`nden Körfez Yarımca Belediyesi meclis üyesi seçildim. Şu tarihe kadar bakacak olursak, bölgenin en genç meclis üyesi ben olmuşum. Öylelikle oradan biraz siyaset bulaştı. 80 senesinde ihtilal olunca meclis üyeliklerimiz de düştü. Sonra Anavatan Partisi`yle siyasete devam ettim. Uzun yıllar Körfez ilçe başkanlığı yaptım. 1991 seçimlerinde Anavatan Partisi ikinci bölge, ikinci sıra milletvekili adayı oldum. Siyasi yolculuğum bununla son buldu.
Şimdi artık siyaset yapmıyor musunuz?
Şu anda siyaset yapmam uygun olmaz. Körfez Ticaret Odası başkanlığı yaparken, yanında siyaset yapmak doğru değil. Şimdi tamamen doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen ve olması gereken bir anlayışla devam ediyoruz. Doğru dediğimiz yerde de ‘Şu partili misin?` diye yakıştırmalar yapanlar da oluyor.
Söz oda başkanlığından açılmışken sormak istiyorum. Bu başkanlık olayı nasıl gerçekleşti?
Oda başkanlığı benim isteğimle olmadı. 1995 senesinde İzmit Ticaret Odası`nda görev aldım. Önce meclis üyesi, daha sonra yönetim kurulu üyesi oldum. O arada Körfez`de ticaret odası kurulması gündeme geldi. Kuruluşunda arkadaşlarımız uygun gördü ve beni yönetime aldılar. Daha sonra seçim zamanı gelince ‘Aday olmanız gerekiyor` dediler. Arkadaşlarımın bir kısmının teşvikiyle aday oldum ve çoğunluğun oylarıyla 2005 senesinde oda başkanı seçildim. Dört yıl içinde başka aday arkadaşlarımız çıktı. Bir seçim daha yaptık ve bu kez çok daha ezici çoğunlukla seçimi aldık. Bu dönem son başkanlığım diye düşünüyorum.
İHTİYAÇ OLURSA DÜŞÜNÜRÜM
Oda başkanlığınız bittiğinde tekrar ‘siyaset` diyecek misiniz?
Şu an onun olur ya da olmazını kestirmek ve söylemek çok yanlış olur. Olur dersin olmaz, olmam dersin olur. Yarın öbür gün tutup önünüze koyarlar, sonra mahcup olursunuz. Öyle bir ortam olur ki; mecbur kalırsın olmaya, mecbur kalırsın olmamaya. Her şeyi zaman gösterir. Şu an bu işi yapan düzgün arkadaşlarımız var ve öyle bir ihtiyaçta yok. İhtiyaç olursa düşünürüz.
Ticari alanda başka hedefleriniz var mı?
Ticarette ‘Hiçbir şey yapmayacağım` dediğin zaman üç-beş yılda bitersin. Mutlaka ve mutlaka büyümen gerekir. Hem zamana ayak uydurup yenileneceksin, hem de büyüyeceksin. Onun için biz de büyümeye çalışacağız. Ne kadar büyüyeceğiz, hangi koldan büyüyeceğiz orası nasip kısmet… En azından şimdilik 2 bin 500 metrekarelik bir mağaza inşaatı yapıyoruz. Bu yılki büyümemizi gerçekleştirmiş olduk sayıyorum. Sonraki zamanlarda önümüze ne çıkar belli olmaz. Sonuçta ticaretle uğraşıyoruz fakat anlamadığım bir işi de yapmam. Çocuklarımız da büyüdü. Belki onların anladığı, istediği bir iş alanı olur, onu değerlendiririz. Yapmaya kredimiz de var.
Gün içerisinde neler yapıyorsunuz? Vaktinizi mağazada mı geçiriyorsunuz?
Sabahleyin kalkıp iş yerime geliyorum. Burada biraz takılıp, yine buradaki birkaç mağazayı ziyaret ediyorum. Günün birkaç saatinde de ticaret odasında oluyorum. Mecburiyet olmadıkça akşamları dışarıda olmayı tercih etmem, evimde olmayı seviyorum. Yahya Kaptan`da oturuyoruz.
EKONOMİK BÜYÜMEMİZ ÇOK İYİ
Körfez`de iş sahalarınız, oda başkanlığınız var. Neden bu ilçede ikamet etmeyi seçmediniz?
Aslında Körfez`de oturuyorduk ama deprem zamanı bayağı iş yerlerimiz yıkıldı Körfez`de. O zaman şimdi bulunduğumuz mağazanın üstünde oturuyorduk, bayağı bir sıkıntı yaşadık. Yahya Kaptan`da imkanlar dahilinde iki katlı bir ev aldık. Yani o zamanları hatırlarsanız, insanlar korkudan nereye sığınacaklarını bilemiyordu. Yahya Kaptan tarafı sağlam diye düşünüp oraya taşındık ama Körfez`i de seviyoruz. Zaman içinde yüksek bir yerde ev yapıp, burada oturmayı düşünüyorum. Neticede sekiz on tane iş yerimiz var burada.
Bir iş adamı olarak, hükümetin çalışmalarından memnun musunuz?
Bu hükümet döneminde Türkiye`de güzel şeyler oldu. Bunu kabul etmek lazım. Ekonomiye ve ülkemizin büyümesine baktığımızda, en azından 2011 yılının birinci çeyreğinde Yüzde 11 büyüme, ikinci çeyrekte yüzde 8 büyüme olduğu görülüyor. Yani ilk altı ayda ortalama yüzde 10`un üzerinde büyüme kaydedilmiş. Yüzde 10`un üzerinde büyüme sağlayan bir ülke, dünyada yok.
O halde vatandaş bu büyümeyi niye hissetmiyor, niye şikayetler var?
Vatandaşlardan zaman zaman şikayetler var tabii. Bu her dönem olacaktır. Zaten hiç şikayet olmasa, daha iyisini yapma şansın olmaz. Türkiye`deki ekonomik gelişmeler şu anda iyi. Bundan daha iyisini kimse beklemesin. Ben şimdi cadde esnafına bakıyorum; durumundan şikayetçi. Şikayetçi olan zaman içinde eriyip gidecektir. Çünkü onun büyümeye niyeti yoktur. Herkes kendini büyümek için zorlamalı, gelişmeye, yeniliğe açık olmalı. İstediğin bankadan kredi alabiliyorsun, telefonlara akşama kadar mesaj geliyor, ‘TC numaranı yaz, para verelim, kobi kredisi verelim` diye. Mesela bu bölgede kalkınma ajansı güzel proje karşılığında hibe krediler veriyor. Bunlar güzel şeyler. Geçmişte biz görmedik bunları. Onun için güzel şeyleri söylediğimde de ‘AKP`li misin?` diye yakıştırmalar yapılıyor. Yanlışlarını da söylüyoruz yeri geldiğinde.
KOCAELİSPOR`A SAHİP ÇIKILMALI
Yanlış gördüğünüz şeyler var mı?
Olmaz mı, tabii ki var. En basitinden Körfez`deki viyadük şu güne kadar olmalıydı. Geçmişte yanlış yapmış olabilirler ama yanlışa yanlışla devam etmemeli. Bu hükümete millet yüzde 50 oy veriyorsa, yanlışı da hemen düzeltmeli. Ama genel anlamda hizmetlerden yana bir sıkıntımız yok, gayet iyi.
Kentin simgesi olmuş Kocaelispor`un durumuna ne diyorsunuz bir iş adamı olarak?
Kocaelispor`a tüm Kocaeli halkının destek olmasını istiyorum. Basının da desteklenmesi lazım. Kesinlikle yaşatılmalı. Yıkmak, kapatmak kolay ama bir daha yerini doldurmak mümkün değil, bir daha Kocaelispor`u bulamayız. Onun için Kocaelispor`da yöneticilik yapanlar, Kocaeli`yi yönetenler bu işi başarmalı diye düşünüyorum.
Hobileriniz var mı? Neyle stres atarsınız?
Hobilerim çalışmak ve çalışmak. Çok keyif alıyorum çalışmaktan. Onun dışında futbol maçlarını izlemeyi seviyorum, zaman zaman maçlara gittiğim oluyor. Genellikle ailemle vakit geçirmeyi tercih ediyorum.
Yükselen Değerlere konuk olduğunuz için çok teşekkür ediyorum Mustafa Bey? Ne zamandır sizin uygun olacağınız zamanı bekliyordum. Sonunda söyleşimiz gerçekleşti. Sizi tanımaktan büyük mutluluk duydum. Eminim, okurlarımız da zevkle okuyacaktır?
Öyle dedik, böyle dedik ama sonunda yakalandık değil mi? Kocaeli`de bayağı ses getiren bir gazetesiniz. Benim için de keyifli geçen bir röportaj oldu. Buraya kadar geldiniz, ayağınıza sağlık. Çok teşekkür ederim.
“KAYA GİBİ BABAM VAR..!”
Hülya Hanım sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Boğaziçi Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. Gazetecilik okudum. Okul bitti ve şu anda iletişim üzerine master yapıyorum. Boş vakitlerimde babama destek olmaya çalışıyorum, olabiliyorsam tabii ki…
Babanız kendisiyle çalışmanızdan yana mı, yoksa okuyup başka meslek edinmenizden yana mı?
Babamın bir sözü vardır: ‘Ne kadar üniversite okursan oku, kaç tane okul bitirirsen bitir, benim yanımda öğrendiğini hiçbir üniversite veremez` der. Ben de babamdan çok şey öğreneceğime inandığım için mümkün olduğunca onun yanında olmaya çalışıyorum. Şu anda Mobesko`daki yerimizle ilgileniyorum. Fakat ileride mesleğimi yapmayı istiyorum. Bunun için tüm eğitimleri alıyorum.
Eğitim konusunda tam destek görüyorum, diyor musunuz?
Babamın eğitim konusunda hiç ‘hayır`ı yoktur. ‘Öğrenmenin sonu yoktur` diyor. Ben de mümkün olduğunca kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Yaptığımız iş çok zevkli. Yapımcı olarak Show TV`de, Sky Türk`te çalıştım. Şu anda master yaptığım için hepsi bir arada olmuyor. O nedenle şimdi, babamın yanında öğrenmem gerekenleri öğrenme zamanım diyorum. Ondan alacağım o kadar çok şey var ki…
Babanız ‘başarma` anlamında size harika bir rol model aynı zamanda, değil mi?
Kesinlikle öyle. Onun yanında ne öğrenirsem kardır. Kaya gibi babam var. Bir evlat için böyle bir babaya sahip olmak, dünyanın en güzel şeyi. 5 kardeşiz ve hepimiz için babam çok farklıdır.
Başarılı iş adamlığının yanı sıra, iyi bir baba diyorsunuz…
Evet, bu kadar başarılı bir iş adamının bu kadar mükemmel bir baba olması harika bir şey. Genellikle çok yoğun çalışan, çok başarılı iş adamlarına baktığınız zaman açıkçası çok fazla aileyle ilgilenemiyorlar. Hani bir anne farklıdır derler ya, babam da öyledir işte. Benim her şeyimi bilir ve ilgilenir. En ufak bir şey olsa biliyorum ki, babam arkamda. O yönden maneviyat olarak ailece çok şanslıyız. Bana göre baba olarak çok daha başarılıdır. Bizim hafta sonları ailece yemeklerimiz olur. Ablamlar, eniştemler, bizler hep bir araya geldiğimizde, babam anlatır ‘Nereden, nereye` diye. Hepimiz onu hayranlıkla dinleriz. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var derler ya; bence bu çok doğru bir şey. Çünkü çok güzel bir eş ve aileye sahip. Sizin böyle bir insanla röportaj yapmanız çok isabetli bir seçim. Sizin de ondan farklı bilgiler aldığınıza inanıyorum. Hem babam hem kendi adıma size teşekkür ediyorum.