Hava : Sıcaklık: ºC    Nem:    Rüzgar:
Tatilde de güzel olabilirim... Yine vazgeçtim…  Kocaeli’nin en iyi 10 kafe’si  2012 yazında... En favori 5 trend!
SİTE RAPORU
24 saatte 86 Haber eklendi
Toplam 264 yorum yapıldı
Yerel bir gazetede
ortalama 40 haber bulunur
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
SİTE İÇİ ARAMA
YAŞAM EKİ | AİLEDEN BİR KİŞİ BU MİLLETE ÇALIŞACAK!
Aileden bir kişi bu millete çalışacak!
9 Eylül 2011, Cuma - 23:46
Merhaba sevgili okurlar… Bayram tatilinin ardından yenilenmiş, dinamik bir şekilde başarı hikayeleriyle sayfaları doldurmaya devam ediyoruz. Bu haftaki

Yükselen Değerimiz, ENTOSAV LTD. ŞTİ`nin sahiplerinden biri olan Sayın GENCAY YILDIZTEKİN. Gebze bölgesindeki aktif iş adamlığının yanı sıra, sosyal ve siyasal yönüyle de tanınan Gencay Bey`le uzun uzun sohbet etme imkanı bulduk. Gebze ile İzmit arasında hep bir bağ kopukluğu olduğunu düşünürüm. O nedenle Gebze`den bir işvereni konuk ettiğimde, ayrı bir haz duyuyorum. Olması gereken bütünleşmeye, ufak bir katkı sağladığım hissine kapılıyorum. Hele de Gebze`de, beni oraya bağlayan güzel dostluklar kazandıktan sonra daha bir hassasiyet duyuyorum oralara karşı.
 

Gencay Yıldıztekin ve kardeşleri sağlam temellerle kurdukları şirketlerinde omuz omuza, emin adımlarla hedeflerine ilerliyor. ‘Bu aileden biri toplum için siyaset yapmalı` düşüncesiyle girdiği politik arenada, son dönem milletvekilliği şansını denemiş ve partisinin temayül yoklamasında 12. sırada seçilerek aldığı mesafeyi tasdikletmiş, başarılı bir siyasetçi. Erzurumlu olmanın belli bir kültürü de beraberinde getirdiğini varsayarak konuşacak olursam; Gencay Bey, o yönünü yaşatmayı çok seviyor olmasına rağmen, müthiş bir de kendini aşma çabası var. Bu bende hayranlık uyandıran bir özelliğiydi.
 

Çok kitap okuyor, okuduğunu uyguluyor, en önemlisi de aklına yazıp kelimelerle ikna edici oluyor. Biraz sıkılarak olsa da aile hayatının özel ayrıntılarını bizimle paylaşması çok nazikçeydi. İstanbul`u filmlerde görerek hayaller kuran ve hayallerinin peşinden sürüklenmeden gerçek yaşamı yakalayan Gencay Yıldıztekin`in ismini, bu kentte çokça duyacağımızı düşünüyorum. O, buralara gelişini ana-babasının hayır duasına bağlıyor. Sosyal, sportif, sanatsal faaliyetlerin bir ucundan tutan iş adamımıza keyifli sohbeti için çok teşekkür ediyorum. Huzurlu kalın!

 

Gencay Bey, uzun zamandır sayfamda konuk etmek istediğim biriydiniz. Söyleşimize sizi tanıyarak başlamak istiyorum…
1971, Erzurum Oltu doğumluyum. Yaklaşık 16 yaşına kadar Erzurum`da kaldım. Lise birinci sınıftan sonra Gebze`ye geldik.
 

Okulu yarıda bırakıp Gebze`ye gelmenizi gerektiren neydi, peki?
Neden geldiğim size çok farklı gelecek. Bizim memleketimizde o zamanlar televizyon çok fazla yoktu. Arada sırada izlediğimiz filmlerde, İstanbul bize bir rüya gibi, hayal gibi gelirdi. Daha bir şatafatlı görünürdü gözüme. ‘İstanbul`a gidelim, onu yapalım, bunu yapalım` diye hayallerimiz vardı. Ortaokuldayken öyle bir sevda uyanmıştı bende. Dayım Gebze`de yaşıyordu. Yazın onun yanına geldim, daha sonra geri dönmedim ve liseyi de Gebze`de bitirdim.
 

 

İSTANBUL DİYE GEBZE`YE GELDİK
 

Gebze`ye gelerek, İstanbul sevdanıza bir adım daha yaklaşmış oldunuz, öyle mi?
Aslında biz Gebze`ye, İstanbul diye geldik. Gebze`de indirdiler bizi. Sonra anladık ki, burası İstanbul değilmiş. Şimdi, ‘Gebze`yi de seviyoruz ama bari İstanbul`a götürseydiniz. Orada daha iyi tüccar olurduk` diye esprisini yapıyorum zaman zaman.
 

Eğitim ne oldu peki, liseden sonra devam etti mi?
Liseden sonra direk ticaret hayatına atıldım. Üniversiteyi daha sonra okudum. Newport Üniversitesi işletme bölümü mezunuyum.
 

İş hayatına nasıl başladınız, peki?
Askerlik öncesi çeşitli pazarlama işleri yapıyorduk. İlk işime liseden hemen sonra Türkiye Gazetesinin dağıtım ve pazarlamasını yaparak başladım. Daha sonra farklı işler de yaptım ama tabii, sonra vatani görevim için askere gitmem gerekti. Askere gideceğim ama kardeşlerden hiçbiri çalışmıyor. Kimisi okuyor… Ağabeyim ziraat mühendisiydi. İyi bir işe girsin de, askere öyle gideyim diye onu bekledim. Askerden döndükten sonra da aktif olarak ENTOSAV`ın kuruluşunu düşündük. 1996 yılında genç girişimci kredisi kullanarak ENTOSAV`ı kurduk ve böylelikle ticari hayatımız başlamış oldu.
 

Bu esnada bütün kardeşler Gebze`ye geldi galiba?
Evet, benden sonra buraya bir küçük kardeşim geldi, sonra ağabeyim, sonra da en küçük kardeşim… Daha sonra kız kardeşimiz de gelince beş kişilik ekibi tamamladık. Ağabeyim ve benden sonra diğer kardeşim de üniversiteyi bitirdi. Ağabeyim belediyede çalışıyordu, ayrıldı. 1997 yılında limited şirket olarak faaliyete başladık.
 

 

ENTOSAV`DA DÖRT ŞİRKET BİR ARADA
 

ENTOSAV`ın faaliyet alanları nelerdir?
ENTOSAV ilk kurulduğunda sinek ilaçlama üzerine 15 metrekarelik alanda, küçük bir büro olarak açılmıştı. Küçük çaplı ilaçlama işleri yapıyorduk. Daha sonra ilaç pazarlamaya da başladık. Bu ilaçlar yurtdışından geliyordu. Biraz daha geliştikten sonra, ilaçları kendimiz üretmeyi düşündük. Böylelikle ilaçlama şirketini ayırdık,  ENTOSAV bünyesinde üretim ve pazarlama şirketini kurarak, ürünlerimizi belediyelere pazarlamaya başladık. Aynı yıllarda ‘yeşil alan bakım ve uygulama` adı altında bir birim daha gelişti. En son olarak da, yaklaşık üç yıldır içinde bulunduğumuz inşaat alanı var. Toplamda 350 civarında personel çalıştırıyoruz.
 

Üç şirket aynı çatı altında normal, çünkü özünde ziraat var. Peki, inşaat nereden aklınıza geldi? Siz hangi alanda daha faalsiniz?
Ailemizin Gebze bölgesinde yap-sat inşaat yapmasının gerekliliğini düşündük. En büyük ağabeyimiz ilaç üretim ve pazarlamayla ilgileniyor. Bir küçüğümüz ilaçlamaya bakıyor, ben daha çok Yıldıztekinler İnşaat ve çevre düzenlemesinin yapıldığı iki grupla ilgileniyorum.
 

İnşaat firmasına soyadınızı vermişsiniz. ENTOSAV adını bu kez kullanmamışsınız?
Biraz da Yıldıztekin soyadımıza vefa olsun istedik. Biz ENTOSAV`ı kurarken isim araştırıyorduk. Özüne de uygun olsun diye düşündük. ‘Ento` Latince`de böcek bilimi demek; ‘sav` da savmak, defetmekten geliyor. Söylerken de kulağa hoş geldiğini düşündük, bir estetiği olsun istedik ve ENTOSAV isminde karar kıldık. Daha sonra yabancı bir isim olmasa mıydı, biz de taklitçi mi olduk diye düşündüm. İnşaat şirketi kurmaya karar verince de soyadımıza vefa olmasını istedik koro halinde.
 

 

İNŞAAT İŞİNDE İLERLEMEYİ HEDEFLİYOR
 

İnşaat anlamında nerelere, nasıl inşaatlar yaptınız?
İnşaat alanında ilk deneyim olarak Derince`de altı daire yaptık. 12 daire Darıca`da yaptık, gelecek yıl da 40 daire yapmayı planlıyorum.
 

Bundan sonra hangi noktaları hedefliyorsunuz?
Bundan sonrası için bir defa sağlam basarak aile şirketimizin kurumsal yapıya ulaşmasını istiyorum. Entosav`ın Abu dabi`de bir şubesi var. Yılbaşından sonra orayı hızlandırmayı düşünüyoruz. İnşaat ve çevre düzenleme olarak, yurtdışında iş hacmimizin yükselmesini hedefliyoruz. 2012 için yurt dışı şubemizi çok önemsiyoruz. İnşaat, gayrimenkul, emlak ve yap-sat işleri alanımızı geliştirmeyi çok arzuluyoruz. Çünkü bu alanda çok güzel işler yapan arkadaşlarımız var sektörde. Biz de aynı ahlak yapısıyla bakıyoruz.
 

İstanbul aşkıyla gurbete çıkmışsınız ve dört kardeş hiçbir yere savrulmadan buralara kadar gelmişsiniz. Çok kolay dağılabilirdiniz de…
Ben olaya anne-baba duasının getirdiği netice diye bakıyorum. Bize ‘Birlikten güç doğar` dediler, hiçbir şekilde ayrılmamamızı öğütlediler. Biz de Mevla`ya ne kadar şükretsek azdır. Kardeşlerimin hepsi vefalı ve akıllı. Gerçekten hepsi benden akıllıdır. Çok tutumlu, birbirilerini çok seven bir aileyiz.
 

 

FIRTINALAR ATLATTIK DİYE BAKIYORUM
 

Kardeşler arasında hiç ayrışma yaşamadınız mı, Gencay Bey?
Fırtınalar atlatmadık mı? Ben atlattık diye bakıyorum. Osmanlı dönemindeki hükümdarlıklara bakarsanız, aradaki kavgaların niçin çıktığını görürsünüz. Para olayı yoktur. Bütün kardeşlerde para var ama hükümdarlık olayları başlamıştır. Bunlar başlayınca da sıkıntı çok büyüyor. Hayatta her şeyi aşarsınız ama benlik mücadelesi başlarsa sıkıntı had safhaya çıkar. Bu her yerde olabilir. Bazı ailelerde kimi kardeşler aktif olur, kimi kardeşler pasif olur. Bizim Allaha şükür hepsi aktif. Şahsen öyle olmalarını da arzuladım. Tüm kardeşler söz sahibi olabilmeli, kendi itibarları olabilmeliydi. Şimdi bir konuyu oturup tartıştığımızda, birbirimize ‘Sen daha iyisini bilirsin` diyebiliyoruz. İşte demokrasi bu… Herkes herkesin fikrine değer veriyor. Değer verince de güç doğuyor.
 

Öyle sanıyorum ki, aile olabilme kavramı her şeyin önünde geliyor sizde?
Hayatta insanı çok para mı mutlu eder, makam mı? Bunları hepimizin çok iyi düşünmesi lazım. Benim için en büyük mutluluk, kardeşlerimle, çocuklarıyla, kendi ailemizle ve sevdiklerimizle iyi ilişkiler kurmak. Birkaç yıl önce böyle düşünmüyordum ama şimdi böyle düşünüyorum. Daha fazla kazanabiliriz ama daha fazla yiyebileceğimiz bir şey yok. Tamah etmeden, daha fazlasını istemeden yaşamalıyız. Çünkü daha fazlasını istemek, gerçekten büyük tehlike. Şükürler olsun ki biz çok güzel çalışıyoruz, çok mutluyuz.
 

 

AİLEM ARKAMDA OLMASA, ON KEZ BATARDIM
 

Allah bu kardeşliğin bozulmasına izin vermesin, Gencay Bey. Nadir rastlanan aile birlikteliği sizinki…
Kesinlikle öyle. Mesela ben sosyal ve siyasal işlerde fazlaca bulundum. Erzurumlular Dernekleri Federasyonu kurucu başkanıyım, biliyorsunuz. On yıl o federasyonun kurulum, alt yapı çalışmaları oldu. Öncesinde Darıca Oltulular dernek başkanlığı, sonra Gebze Erzurumlular Derneği başkanlığı yapmıştım. On yıl boyunca zaman olarak ve ekonomik olarak çok şey harcadım. Ailem arkamda olmasaydı, bunları kesinlikle yapamaz, en az on kez batardım.
 

Dernekçilik serüveniniz nasıl başladı, Gencay Bey?
2000`li yıllarda Oltu`da bir proje yapıyorduk. Bir arkadaşım dedi ki; “Seni Oltulular Derneği`nin yönetimine yazdım.` ‘O ne oluyor, neyin nesi, niye yazdın?` dedim… ‘Ayda bir toplantılara gelirsin, ufak da bir aylık aidatı var, onu verirsin` dedi; kabul ettik. 6 ay kadar sonra, dernek başkanı istifa edince ikinci başkan olarak, başkanlık kaldı bize. Derneğin ekonomik anlamda sıkıntıları da vardı. Biz de bırakıp kaçmak yok ama o kadar zengin de değildim. Oltulular`ı topladım, konuşalım diye. Bir kısmı ‘Gencay başkan olsun` diyor, bir kısmı ‘Olmasın çocuk bu daha` diyor.
 

Kaç yaşındaydınız o zaman?
30 yaşındaydım. Ben de, ‘Bakın arkadaşlar, 30 yaşında çok padişahlar, hükümdarlar olmuştur… Haşa benzetmek gibi olmasın. Bu kafalarınızı değiştirin. Alt tarafı bir kahvehaneye başkan olacağım, siz bilirsiniz` dedim. Sonunda başka türlü olmayacağını düşünerek, kabul ettiler. Borçlar ödendi, üç yıl bitti bırakmak istedim. Bu sefer ‘Bırakamazsın` dediler.  Bir şeyi uzatma dakikalarına bırakmamak, zirvede terk etmek lazım. Muhalifler dahil, bütün hemşerilerim çok üzüldü ama bıraktım. Hemen akabinde Gebze Erzurumlular Derneği önümüze çıktı, bir dört yıl da öyle geçti. Tam biterken federasyon kurulsun dedik. Erzurum`da hala ataerkil bir yapı olduğu için, başkanlık anlamında bana sıra gelmez diyordum. Ama büyüklerimiz beni işaret etti ve bir üç yıl da öyle geçti Aysun Hanım.
 

 

BİLGİ DONANIMINDA EKSİKTİM
 

Peki, sosyal ve siyasal işler sizce neden yapılır Gencay Bey?
Benim ağabeyim genellikle der ki, ‘Siyaset yapmayalım, ticaret yapalım.` Mantıklı ve akıllı adamdır. Ben de diyorum ki, ‘Bu aileden bir kişi bu millete çalışacak.` Akıllı bir iş adamı ne federasyona bulaşır, ne siyasete. İş adamısın sen. Adam gibi adamsan, herkes senin dostundur. İşini düzgün yaparsan, mesele yok demektir. Ama ben niye yaptım? Topluma hizmet olsun diye... Benim hayatımda bir kural vardır. Bir şeye başladıysam, en iyisi olana kadar yapmaya devam ederim.
 

Son genel seçimlerde AKP`den milletvekili aday adayıydınız. Buna nasıl karar verdiniz? Yoksa size de teşkilatlardan yoğun baskı mı geldi?
Politik olmadan, çok düz konuşursak şunu çok açık yüreklilikle söyleyebilirim. Erzurumlu çevrem çok baskı yaptı. Erzurumlu çevremin her cemiyetine katıldım, sürekli iç içeydik. Dolayısıyla çevre onlardan gelişti. Daha evvelinden başladılar, yok belediye başkan adayı ol, milletvekili adayı ol diye. Ben de ‘Bekleyin arkadaşlar, her şeyin zamanı var` diyordum. Bu dönem aday adayı olmamda tek bir tereddüdüm vardı. Bilgi donanımı olarak kendimi eksik hissediyordum. Aday olsaydım tamamlayabilir miydim? Okumama zaman olur muydu, bilemiyorum. Şimdi akşama kadar vakit buldukça kitap okuyorum, ‘Sen deli misin, akşama kadar kitap okuyorsun` diyorlar. ‘E arkadaş, deli olmadığım için okuyorum` diyorum.
 

Kendinize böylesi bir öz eleştiri getirebilmeniz ne kadar güzel bir davranış, Gencay Bey…
Aysun Hanım, gerçekten hayatta bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! Okudukça hayata başka bakıyorsunuz. Aday adaylığı için vaktin geldiğini düşünüyordum. Pozisyonu görürsem aday olacağım diyordum. Az çok belli aşamalardan geçtik. Ticarette belli bir kariyere ulaştık, kurumsallaşma oluştu, sosyal statüde bir alt yapı oluştu. Aday olmadan önce il başkanımızla, tüm ilçelerin başkanlarıyla düşüncelerimi paylaştım. ‘Neyi yapıp yapmayacağımı söyleyin` dedim. Aday olduğum yere de zarar vermemem lazımdı. Karımız olmazsa, zararımız da olmasın dedim. Onlar da sağ olsunlar nezaketle karşıladı. Ondan sonra aileyle istişare yapıldı ve aday adayı oldum. Verimli de bir dönem geçirdiğime inanıyorum. Gerçekten çok çalıştım.
 

 

ERZURUM ÇOCUĞU OKUMAZSA OLMAZ
 

Listede yer almadığınızı görünce hayal kırıklığı yaşadınız mı, peki?
Şu kadarını söyleyeyim. Aday olmak hiç önemli değil, biz henüz yolun başındayız. Dur bakalım, at binenin, kılıç kuşananınsa eğer, nasıl kılıç kuşandığımızı insanların görmesi lazım. Kendi partimde kötü bir intiba uyandırmadan süreci bitirmek, benim için en önemlisiydi. Öyle de oldu.
 

Kişisel gelişim, iletişim kitapları okuyor musunuz? Diksiyon ve ifadeniz çok yerinde?
Yani geçmişte biraz okudum. Erzurum çocuğu olduğumuz için, biz okumazsak olmaz. Diksiyon kursuna gittim. Bize dediler ki, ‘Gittiğiniz yerde şivenizin düzelmesi için çene yapın, düzelebildiği kadar düzgün konuşmaya çalışın.` Erzurumlulara bunu nasıl anlatacaksınız, onların anladıkları bir tarz var. Mesela bir gün Erzurumlu bir arkadaş aradı beni. ‘N`apıyorsun?` dedi, ‘İyiyim, siz nasılsınız?` dedim. Bana dedi ki; ‘Oğlum ne biçim gonuşuyosun, öle eke eke ya!`, ‘Nasıl konuşmamı istiyorsun` dedim, şivemizi kullanarak. Bu sefer dedi ki, ‘Böyle konuş, canımı ye!` Jargon hepten bozmak üzerine kurulu olduğu için, beklenti de bu yönde. Erzurum`a gidin, hep emreder gibi konuşurlar. Tarz bu.

Ailenizden söz edelim mi biraz? Çocuklarınız var sanırım?
Evliyim, iki çocuğumuz var. Oğlum 12 yaşında. 9 Eylül 1999`da doğduğu için, deprem çocuğu. Kızımız henüz beş yaşında. Eşim memleketten, uzaktan akrabam olur.
 

 

EŞİMİ HALA ÇOK SEVİYORUM
 

Peki, eşinizle evlenmeniz ailenizin verdiği bir karar mıydı?
Aile de istedi ama ben, ta ortaokuldayken eşimi beğenirdim. Buralara geldiğimde de hep düşünüyordum kendisini ama konuşmuyorduk hiç. Erzurum`da bırakın konuşmayı, yanından bile geçemezsin. Liseyi bitirince konuşmaya başladık. Konuşmak dediğin de öyle sanıldığı gibi değil. O zaman evi telefonla arayacaksın da, es kaza evde biri olmayacak, telefona kız çıkacak da, üç beş kelime edeceksin. Hepsi bu. Seviyordum eşimi, çok da beğeniyordum. Hala da çok seviyorum. Amca kızının vasıtasıyla aileye açıldık. O zaman da işte İstanbul`a gitmişler, iş tutmuşlar falan gibi biraz da havamız var. Bazı engeller çıksa da neticede kızı istedik ve verdiler. Şükürler olsun mutluyuz. Eşlerin birbirinden başka dayanacak kimseleri yok. O kadar birbirimize bağlı aileyizdir, kardeşimi bile çocuğum gibi severim ama eş de çok önemlidir. Kırmamak, korumak lazım… Ben şimdi böyle konuşunca eşim diyecek ki, ‘Ne kadar centilmen adamsın. Evde niye böyle değilsin?` Erzurumlu oluyoruz evde.
 

Ofisinizdeki kupalar, madalyalar, plaketler nedir böyle? Hobileriniz var mı?
Geçmişte amatör futbol oynadım. Amcaoğlum vardı, onunla takım kurmuştuk. Başarılı da olduk. Biraz sağa sola yardım yapınca, sağ olsunlar plaket veriyorlar. Onun dışında orta düzeyin üstünde bağlama çalarım. Şiir yazarım, duygularımı kaleme alırım. İleride ‘Kendi hayallerim, düşüncelerim ve tecrübelerim` diye bir kitapta, hem yazdığım sözlerimi, hem de şiirlerimi toparlayacağım.
 

 

ANNE ÖZLEMİ ŞİİR YAZDIRDI
 

Şiir yazmak bir ayrıcalıktır bana göre. Tamamen hissederek, duygu katarak ortaya çıkan eserlerdir, zordur şiir yazmak yani…
Bir anlık duygu meselesidir şiir yazmak. Mesela anne ve babama çok düşkünümdür, ulaşamıyorum bir türlü telefonla. Meğer annem rahatsızmış bana söylemiyorlar. Desinler ki bana, annen hasta, çocuk gibi ağlarım yani. Duygu seline kapılıyor insan. İzmit`te Qutlet Center`dayım bir gün, hala ulaşamıyorum anneme… ‘Allah Allah, nerede bu annem ya?` dedim. Hemen bir duygu geldi ve şöyle bir dörtlük döküldü kalemimden:
Sil nemli gözlerini ağlama, ağlatma anne!
Yüreğime hançeri, gözlerime Fırat`ı bağlama anne!
Dünya ister yaz, ister kış olsun, sana bir şey olmasın.
Oğlun sana kurban olsun anne!
 

Harika bir şiir… Sizin çocuğunuz da size böyle bağlı olacak mı acaba?
Her çocukta farklı bir cevher vardır, onu ortaya çıkarmak önemlidir. Bazen oğlum asilik yapıyor, eşim de üzülüyor. Diyorum ki ‘Merak etme sen. Allah`ın izniyle bu babanın çocuğu o, hepsi geçer` Annesini sevmeyen yoktur da, anneye aşık olmak başka bir şey. Belki biz gurbette olduğumuz için bu gelişti.
 

 

ZAFERE GİDEN HER YOL MÜBAH DEĞİLDİR
 

Boş vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Açıkçası kendime boş vakit oluşturuyorum artık. Mesela sağa sola çok gitmiyorum, her yere katılmıyorum. Son bir iki yıldır sağlık problemi yaşadım. Ticarette geldiğimiz nokta, siyaset derken, bunlar aşırı derecede yüklenme yaptı ve kas sıkışması oldu. Atlattım tabii ama doktorlar tek çözüm olmuyor. İnsan kendine yetecek. İşlerime ve okumaya odaklanıyorum şu anda. Bir bilge ağabeyimiz, Mehmet Akif`in ‘Safahat` adlı kitabını okumamı tavsiye etti. ‘İyi oku, anla` dedi. Ve gerçekten okuyunca dedim ki, ‘Ben safahatı hiç okumamışım. Okumak ve iyi anlamak lazım` Mehmet Akif İstiklal Marşı`nı yazmış bir insan. Ölünceye kadar kendi eserleri arasına koymamış İstiklal Marşı`nı. Hassasiyete bakar mısınız? Demiş ki, ‘O milletin malı.` Burada bir adamlık var. Biz olsak televizyona veririz, “Bakın, ben İstiklal Marşı`nı yazdım, büyük adamım, bakın beni görün” diye. Ne kadar kendini aşmaktır bu?
 

Gebze nasıl Gencay Bey? Gelişme kaydediyor mu? Ayrıca Gebze il olmak istiyor mu?
Önceki dönemlerde Gebze hep ekonomik sıkıntılarla uğraşırdı. Şu an mali yapısında bir sorun yok. Bu demek oluyor ki, mali yapı düzelirse, güzel hizmetler de başlar. Belediye başkanı hizmet yapıyor, çok çalışıyor gerçekten. Gebze il olmalı mı? Bu çok stratejik bir soru. Büyüklüğüne ve nüfusuna bakarsanız belki olmalı ama olmasa da bir kaybı olmaz. Büyükşehir belediye başkanı Gebze`ye çok güzel işler yaptı. Hizmet alıyorsa il olup olmamasının çok fazla önemi yok. Bu siyasi olarak kullanılıyor biraz. Bir şeye varabilmek için her şeyi meşrulaştırıyorsan kafanda ve onu da inanmadığın halde insanlara söylüyorsan, bu hainliktir. Zafere giden her yol mübah değildir.
 

Kocaeli yerel basınını nasıl görüyorsunuz?
Kocaeli basını çok kurumsal çalışıyor. Ama her sektörde olduğu gibi bir kalite var, kalitenin dışına taşanlar var. Siyasette olsaydım eğer, basınla çok güzel ilişkilerim olacağı kesindi.
Gencay Bey, Yükselen Değerler`de yer almanız için yaptığım ufak ısrarı geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederim, başarılarınızın devamını dilerim.
Ben teşekkür ederim, Aysun Hanım. Gebze`ye kadar geldiniz, bizi saydınız. Çok taraf değildim ama biraz tanışmak, konuşmak istedim. İyi de oldu. Tekrar teşekkür ederim.
 


Bu haber toplam [ 3198 ] defa okundu Bu habere toplam [ 4 ] adet yorum yapıldı
Yorumlar yükleniyor...
YAŞAM EKİ KATEGORİSİNE AİT DİĞER HABERLER
7/24 Online Haber ihbar hattı
ASTROLOJİ
ANKETLER
İzmit Belediyesi’nin çalışmalarından memnun musunuz?
Evet
Hayır
Fikrim yok
Yükselen Değerler Ailesi
Kocaeli | Haberler | Kocaeli Haberleri | Spor Haberleri | Reklam | Künye | İletişim | Kocaeli İlçe Haberleri | İzmit Haberleri | Derince Haberleri | Gebze Haberleri | Gölcük Haberleri | Kandıra Haberleri | Karamürsel Haberleri | Körfez Haberleri | Çayırova Haberleri | Dilovası Haberleri | Darıca Haberleri | Kartepe Haberleri | Başiskele Haberleri | Reklam | Künye | İletişim | Arşiv | Foto Galeri | Haber Arşivi | Haber Ara | Haber İhbar Hattı | Objektife Takılanlar | Astroloji | Güncel | Siyaset | Ekonomi | Polis-Adliye | Eğitim | Sağlık | Teknoloji | Yaşam | Anketler | Nöbetçi Ezcaneler | Tren Saatleri | Taksi Duraklari | Kocaeli Canlı Kameralar | 17 Ağustos Depremi | Canon, Epson, HP Kartuş | RSS Haberler | Yasal Uyarı | Kocaelispor | Notebook,Netbook | Gebzespor | Körfez Belediye | Gölcükspor | Darıca Gençler Birliği | Amatör Futbol | Süper Lig | Salon Sporları