|
6 Mayıs 2011, Cuma - 17:13
Değerli okurlar, bu hafta Yükselen Değerler’in konuğu, AUTO FOX HASARLI ARAÇ ONARIM MERKEZİ’nin sahibi CEMİL ALTINKAYA oldu.
|
|
|
Cemil Bey`in hayat hikayesini dinlerken hipnoza girmiş gibi oldum. İnsan hayatında, çocuk yaşta yaşanan iyi veya kötü olayların bu geleceğine yansıyacağını daha iyi anladım. Cemil Bey yaşadığı çevre dışına çıktığında bocalamış, kendisini ezilmiş hissetmiş ama hep bu günlerin hesabını yapmış bilinçaltında. “Çocukluğumdan beri denk gelen her yere ismimi yazdım” diyor. Daha çocukken, bu ismi bir gün herkesin duyacağını kazımış aslında bilinçaltına.
Çünkü bir köylü olarak içine kapanık bir çocuktum. Boyum yaşıtlarıma oranla çok kısaydı. Kimse benimle oturmak istemiyordu, o nedenle en önde kızlarla oturtuyorlardı beni. Öğretmen bana sınıfın en pısırık, en ezik öğrencisi olmamdan ötürü tahtanın silgisini taşıma görevini vermişti. Aylarca taşıdım fakat bir gün evde unuttum silgiyi. O gün matematik dersinde öğretmen iki ders boyunca tahtadaki yazıları benim ceketimle sildi.
Evet dehşetti gerçekten. O benim içime kazınmış büyük bir acı, utançtır ve ezikliktir. Bu olaydan dolayı okuldan soğudum. Sanat okulunda motor bölümünü tercih etmiştim, iyi bir dereceyle okula başladım ve üç yılda tamamladım. İnsan hakikaten mutlu olduğu yerde başarılı olabiliyor. Üniversite tercihimde 400 puan aldım. İstesem daha iyi mühendislikler de okuyabilirdim fakat isteyerek tercihimi, Yıldız Üniversitesi motor bölümünden yana kullandım. BİRİNDE RUH, DİĞERİNDE MOTOR YAĞISizde otomobillere olan tutku o dönemlerde başlamış demek ki… Geçmişte güzel, gelecekte de önü açık bir meslek olarak tercih ettim, çok da zevkli buluyorum. Daha okula giderken babamın arabasını keser ve tornavidayla tamir etmek istedim. Sonra frenleri de patlattım. Bu bir yaşam felsefesi aslında... İnsanlarla motorlar arasında bir fark yok. Birinin içinde ruh ve kan var, diğerinin içinde sürücüden dolayı ruh yine var, bir de motor yağı var.
Kuryapı`da staja başladım. Beni çok sevdiler, zaten uzaktan akrabamız olurlar. Araç bakım bölümünde iki yıl çalıştım ve askere gittim geldim. Babam o dönem Köseköy belediye başkanıydı. ‘Seni Türkkablo`ya işe koyacağım` dedi. Herkes TÜPRAŞ, Goodyear, Pirelli gibi ekonomik geliri yüksek olan fabrikalara girerken, babam beni Türkkablo`ya gönderdi. Benimle beraber gidenler iş başı yaptı; ben zannediyorum ki beni müdür yapacaklar. Çünkü iş başı yapanlar ortaokul veya lise mezunuydular, hemen aldılar. Ben yüksekokul mezunuyum, ayrıca birkaç kez sınava soktular. ‘Kesin müdür falan olacağım` dedim. İş elbiselerini giydirip beni toz havuzuna attılar. Kanserojen içeren bir maddenin içinde üç gün çalıştım. Devamında da Türkkablo`da üç yıl görev yaptım. Baktım işçi çıkartıyorlar, ben de ayrıldım. SÜT ÜRÜNLERİ PAZARLADIMBabanız işten çıkarılmayın diye yardımcı olmadı mı size? Babamla öyle bir ilişkim yoktur. Bizde herkes kendi ayakları üzerinde durur, özellikle de ben. Baba-oğul ilişkisi ve saygı hep vardır ama yaşamda herkes bağımsızdır.
O dönem işçi çıkartıyordu ben istifamı kendi isteğimle verdim ama istifamı kabul etmediler çünkü çok çalışkan yapım vardır. Herkes beni çok sevmişti ama ayrılmayı kafama koymuştum. Üç yıl sonunda da on yıllık işçinin alacağı kadar tazminat ödediler. O parayla kayınpederimle ortak işe başladık. Süt ürünleri pazarlıyordu. Korkunç para kazanıyordum ama iki buçuk yılın sonunda, baktım bu iş benim genlerime uygun değil, ayrıldım.
Serde otomobil tutkusu var ya bir kere! Neyse TürkKablo`dan ayrılan bir müdür arkadaşımın vasıtasıyla, Yahya Kaptan`ın karşısında açılan Tofaş Günpaş entegre tesislerine ana bayi şefi olarak başladım. On yıl müdürlüğünü yaptım. Sonra bir gün, kapıdaki bekçiyle bana verilen değerin aynı olduğunu fark ettim. Kendisinden sonra gelen kişiyle bekçiyi aynı statüde tutuyor. Beni kullanarak teknik personeli, çalıştırdığımız elemanı da kandırıyor. 2003 yılında işi bıraktım. GÜNGÖR ARSLAN`I İDOL GÖRÜYORUMOn yıl epey uzun bir tecrübe olmuş sizin için? Evet, öyle oldu ve ayrıldıktan sonra Derince Aydınlar Tofaş servisini devraldım. 1971 yılında kurulmuş, Türkiye`nin ilk büyük entegresiydi. Bir belediye başkanıyla ortak girmiştim bu işe ama sonra baktım tavırları farklı, ortaklığı bitirdik. Ben özgürlüğü seçmiştim. Kimse benim elimden özgürlüğümü alamaz. Ben bu konuda aslında kendime idol olarak Güngör Arslan`ı görüyorum.
Aydınlar Tofaş servisinin olduğu alan bize dar geldi ve İzmit`in dışında kaldı. Ekşioğlu, şimdi bulunduğumuz yeni Gölcük yolundaki binayı boşaltıyordu, buraya taşındık. Üç bin metrekare kapalı alanı vardı. LADA`nın yetkili servisini aldım, beş yıl boyunca OTO KİNG bayiliği yaptım. Türkiye`de OTO KİNG diye bir firma yoktu. 2003 yılında bayiliğini aldım ve 2009`a kadar sürdürdüm. Sonra kendi markamızı yarattık. 75 İLDEN BAYİLİK İSTEĞİ VARNihayet AUTO FOX`a geldik. AUTO FOX, bir Amerikan firmasıdır. İsim hakkı ve web sitesini aldım. Oto tamir istasyonları, franchising sistemleri oluşturduk. Şu ana kadar yaklaşık 75 ilden bayilik başvurusu var bize. Yani AUTO FOX`un bayiliklerini vereceğiz. Bununla ilgili alt yapı çalışmalarımızı hazırladık. Özellikle büyükşehirlerden bayilik teklifleri var. AUTO FOX`un hizmet alanı nedir? Bir aracın ön tampondan, arka tamponuna kadar her yerini tamir ettiğimiz sistemdir. Her şeyi yapan bir hasar merkezi… Hasarlı araçların bakım ve onarımı müşterinin cebinden para çıkmadan, tamamı sigortadan alınarak ücretsiz yapılır. Yapılan işlemlerin hepsi iki yıl garantilidir.
Kesinlikle öyle. Biz otomotiv sektöründe Kocaeli`de bir çığır açtık aslında ve bunu Türkiye`ye yaymak istiyoruz. Bu sektörün içine çıraklıktan girdim. Ortaokulda okurken sanayide çırak olarak çalışıyordum. Lisede okurken de çalıştım. Hayatımın bütün evreleri otomotiv üzerine geçmiştir. SANAYİDE ÇIRAKLIK BİR EĞİTİMDİEskiden çocuklar yaz tatilleri döneminde veya okuma isteği olmadıklarında oto sanayisine çırak olarak verilirdi, meslek öğretilirdi değil mi, Cemil Bey? Öyleydi emin olun. Bizim şimdiki en büyük sıkıntımız eğitim. O gün sanayide çırak olarak çalışmak, bir eğitimdi aslında. İnsanların ruhu terbiye ediliyor, meslek öğretilip ara eleman oluyor, çalışmanın ne olduğunu görüyor, bir yandan da çocukluğunu yaşıyordu. Müthiş bir enerji harcıyorduk.
Hükümet iktidara geldikten sonra ‘sigorta şirketlerini kurtarma` adı altında, sigorta şirketlerini ve bankaları yabancılara sattılar. Satın alınan sigorta şirketleri, kendi ülkelerinde uygulayamadığı sistemi Türkiye`ye soktu. Mesela, sigorta şirketleri hasar yapan araçların parçalarını kendi gönderiyor bize, yani parçacılığa soyundular. Böylelikle bizim parçadan kar etme oranımızı sıfırlıyor. Bu da birçok tamirciyi, servisi batırdı; esnafı zora soktu. Aynı şekilde bizi de sıkıntıya soktu, illerde yedek parça satan kişileri de. Bu uygulama sadece Türkiye`de var ve AKP hükümetiyle var.
Yine AUTO FOX adı altında Gebze`de bir plazamız daha var. Orada 35 kişi çalışıyor, bulunduğumuz yerde de 45 kişi. Ustalarımızın hepsi işinde uzman kişilerdir. Sanayide ayrı bir şirketim daha var. Orada çalışanlarla birlikte, toplam 135 kişiyi istihdam ediyorum. Opel, Pegaut, Seat ve Skoda markalarının yedek parça satışını yapıyoruz. İzmit Yürüyüş Yolu güzergahında ayrıca AVEA bayimiz mevcut. Carrefour`dan da bir dükkan kiraladım bu iş için. 60 metrekare fakat çeşitli nedenlerden dolayı o dükkanı kullanmamıza izin verilmiyor. Beş aydır kirasını ödediğim bir yere geçemiyorum, bunun da mücadelesini veriyorum. ALLAH BANA VERİYOR
Kazandığını yastığının arkasına saklayanlardan olmayı sevmiyorum. ‘Benim adım Cemil` diye bir şey var ya; Allah bana veriyor. Borçtan korkmam, risk almayı severim. Tamamen işime ve evime endeksli yaşarım. Her kazanım bir yatırımdır benim için ama beni en çok tatmin eden şey, çalışanlara ekmek kapısı açmaktır. İnsanlar beni modern görebilir ama ben Köseköylü bir adamım. Birçok insan sırtını babasına, ağabeyine veya partisine dayamıştır ama ben Allah`ıma dayadım, başka kimsem yok. İnsanlar belli kimselerden torpil ararlar. Bu zaman kaybıdır. Kişiler kendi yıldızını kendileri parlatmalıdır.
Hedefim Türkiye`de her ilde bir AUTO FOX bayiliği açmak. Müthiş bir talep var. Daha olgunlaşmadı, kafamda bir takım şeyler var. Bayilik vereceğimiz kişiler, markamızı iyi temsil edecek kişiler olmalı. Düşünsenize, bugün Mardin`de, Urfa`da, Trabzon`daki adam AUTO FOX`u biliyorsa, bu beni mutlu ediyor. Çünkü ben altı üstü Köseköylü bir adamım.
Niye biliyor musunuz? Biz büyük bir ilde yaşamıyoruz. Küçük ilde büyük düşünemiyorsunuz. Marka işlerin kalbi hep İstanbul`dur esasen. O nedenle bir marka yaratmak benim için büyük olaydır. HER YERE ADIMI YAZDIMDuygusal bir yapınız ve bu hayatla davanız var gibi bir ruh hali sezdim sizde? Günümüz koşullarında çok kolay kaybedebiliriz ama kazanma o kadar kolay değil. Ben küçükken her yere ismimi yazardım: Cemil Altınkaya. Yaş bir betonun üzerine, bir duvarın arkasına, tahtaya, nereye denk gelirse. Bilinçaltı diye bir şey vardır. İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur derler ya, bu çok doğru. Sadece yedisinde düşünür ama ortaya çıkaramaz. Ancak kişilik oturur.
1993`te eşim Nurhan Hanım`la görücü usulüyle evlendik. Eşim aynı zamanda Cumali Durmuş`un yeğenidir. Ben askerdeyken annemler Nurhan Hanım`ı beğenmiş. İşte, ‘Zamane gençleri, kızları çok kötü oluyor, biz seçelim` demişler. Bu bugün de böyle, 18 yıl önce de böyleymiş. İnsanlar kendi zamanını görmüyor nedense. Eşimle evlendik, 17 ve 15 yaşlarında iki oğlumuz var. Köseköy`de müstakil bir ev yaptık kendimize, orada oturuyoruz. Bahçenin etrafını çevreleyip, basketbol sahası yaptım. İçine beş-on tane basket topu koydum, orada müthiş stres atıyorum.
Babam bir ara beyin kanaması geçirdi, iyi şu anda. Doktorların üç dört yılda ancak yürür dedikleri adam, ki Selahattin Altınkaya`yı tanımadıkları için bunu söylüyorlar, şimdi yürüyor. Babam evde, AKP`den Kartepe belediye başkanlığı için ufak ufak siyaset yapıyor. BABAM AKP`Lİ, BEN MHP`LİBabanız AKP`li, siz MHP`den Kartepe belediye meclis üyesisiniz. Bu nasıl oldu? Ben çocukluğumdan beri MHP`liydim aslında. Kıbrıs Harekatı sırasında babam Almanya`daydı. Anneme çarşıdan plak aldırırdım. Onları dinlerken milliyetçilik duygularım kabarırdı. Ortada harekat, baba hasreti falan derken ‘Milliyetçi çizgi benim olduğum yer` dedim ve MHP`li oldum. Babamlar o dönem Doğru Yol Partisi`ndeyken ben MHP`liydim, bugün de MHP`liyim. Bu konularda babam çok demokrattır, baskı yapmaz bana.
Üç bin olan oyumuzu altı bine çıkarabildik ama muhalefet meclis üyesi olmak yoruyor insanı. Çok iş göremiyor, etkisiz kalıyoruz. Şimdi orası belediyeciliği öğrenme yerimiz. Çok mütevazı bir oy veriyorsun, bir bakmışsın o oy başka şeylerde kullanılıyor, ters yüz yapılıyor. Belediye başkanları bu zekalarını daha hayırlı işlere kullansalar çok daha faydalı olurlar. Belediye başkanlarının ticaretten gelmesini istiyorum. Adam simitçi olsun ama ticaret yapmış olsun. Bilsin ticaretin ne olduğunu, yarın korkusunun ne demek olduğunu bilmeli. Bürokrattan belediye başkanı olmamalı.
Benim bir hedefim yok ama insanların bir hedefi var. İnsanların hedefinin olduğu nokta benim hedefimdir. Birçok kişi beni belediye başkanlığına aday gösteriyor. Şans verilirse aday olurum tabii ama babam olmazsa şayet. OLAYLARA TOPLUMSAL BAKARIMBabanız artık size yol verir herhalde. Nihayetinde sağlık problemi yaşamış, kendine vakit ayırması gerekmez mi? Babam benden genç gibidir biliyor musunuz? Onu tanımıyorsunuz. Müthiş enerjik biri. Çok zeki ve hırslı bir adam. Ama tabii dünya görüşü konusunda ayrılıyoruz. İleride şartlar ne getirirse o yaşanır. O olaya bireysel bakar, ben toplumsal. Yani benim için orman önemlidir, babam ise ağaca bakar.
En başından bu yana takip ediyorum Yükselen Değerler`i. Pembe Hanım`ın hayat hikayesini okumuştum ve birkaç gün sonra kendisiyle tanışmak için Pevol Sigorta`ya gittim. Sayenizde onu tanıdım, şimdi de sizi tanıdım. Çok başarılı bir iş gerçekleştiriyorsunuz, başarılarınızın devamını dilerim.
Bu haber toplam [ 8289 ] defa okundu
Bu habere toplam [ 26 ] adet yorum yapıldı
Yorumlar yükleniyor...
|
|