Çocukken amcalarından özendiği mühendislik mesleğini asla icra edemeyeceğini çok net ve çok esprili bir dille anlattı bize. Anladım ki, Bahri Bey`in hayatındaki tek rol model kişi rahmetli dedesi Hacı Bahri Yavuz`muş. Dedesinin adını söyleşi boyunca bir an olsun dilinden düşürmedi. Liderlik vasfını taşıyan bir karakter yapısı var. Bu anlamda yaptığı işte piyasada fark edilen nüansları bulunduğunu söyleyebilirim. Siyasi görüşünü çok açık dille belirten ve acı da olsa eleştirmekten geri durmayan bir insan Bahri Yavuz. İleriye yönelik, bu kente söyleyecek şeyleri olduğunun altını çiziyor. Aklımda kalan bir diğer en belirgin özelliğinin de yaşadığı şehire aşık olan, hayran olan biri olmasıydı. Ona göre hiçbir yönetim İzmit`in dilinden anlamadı, layık olanı veremedi. Sınırları keskin, söylemleri net, fikirleri ilginç, mütevaziliği olan ama bunu çok yansıtmayan sağlam duruşlu bir insan figürü diye tanımlayabilirim Bahri Bey`i. Öyle sanıyor ve ümit ediyorum ki; onun deyimiyle, Bahri Bey`i iş yaşamı dışında bu kentin bir yerinde mutlaka göreceğiz. Bu ışık onda mevcut.
Değerli okurlar, geçen hafta Yıldız Hanım ve Recep Bey`in hikayesini ilginç bulup, bana teşekkür telefonları eden ve mail gönderen tüm okurlarıma, onlar adına buradan teşekkür ediyorum. Yine beni heyecanlandıran bir söyleşinin sizler tarafından beğeniyle okunacağına emin olarak, keyifli dakikalar geçirmenizi diliyorum. Bizi okumaya devam edin.
Bahri Kubilay Yavuz kimdir?
1974 İzmit doğumluyum. Babam Mardinli, annem Trabzon Akçaabatlı. 1970 senesinde İzmit`e gelmişler. İlkokulu Hızır Reis İ.Ö.O, liseyi Derince Kocaeli Anadolu Lisesinde, üniversiteyi yine Kocaeli`de endüstri mühendisliği okuyarak tamamladım.
Kocaeli`den hiç kopmadınız yani?
Evet öyle, çünkü ben tam bir İzmit aşığıyım. İstanbul`da Işık Lisesi gibi birkaç önemli okulu tercih edebilecek durumdayken, ben İzmit`i tercih ettim. Hayatımın ilk önemli kararını okuyacağım liseyi seçtiğim anda verdim. Hem aileci bir yapım olduğundan, hem de İzmit`ten kopmak istemediğim için burada kalmayı tercih ettim.
Bu kadar net ‘İzmitliyim` diyorsunuz?
Kesinlikle. Hayatımı yüzde yüz İzmit`te geçireceğim. Mutlaka Bağçeşme mezarlığına gömüleceğim, mutlaka Fevziye camiinden kaldırılacağım. Bu kadar İzmit sevdalısı bir adamım işte.
TİCARETE ÖĞRENCİYKEN BAŞLADI
Aileye bağlı bir yapınız mı var?
Her erkek çocuk ve tabii ki oğlum gibi, ben de anneme aşık olarak ama babamı model alarak büyüdüm. Doğru yaptığımız herşey onlardan öğrendiklerimiz; yanlışlarımızsa hala öğrenemediklerimizdir diye düşünüyorum. Hem bunlar için hem de bana verdikleri 2 kardeş için ne yapsam azdır. 3 erkek kardeş olarak büyümek çok az insana kısmet olabilecek harika bir süreç gerçekten!
İlk iş yaşamınız ne zaman ve nasıl başladı?
Üniversite birinci sınıfa giderken 15 kişilik bir grubun lideri olarak, Bayındır Sigorta İzmit temsilciliğinde hayat sigortası sattım.
Neden böyle bir işe girdiniz, ekonomik anlamda rahat bir aileden geliyorsunuz, bu işe aileniz nasıl baktı?
Ailem, tam tersine karşı çıktı ama ruhumda bir ticaret arzusu vardı. Babamlar 10 kardeş ve içlerinde ticaret yapan kimse yok. O yüzden hala çözemediler bana ticaret geninin kimden geçtiğini. Ben çok iyi biliyorum ki, dedemin genlerinden geçmiş. Onun adını taşıyorum. Hacı Bahri Yavuz`un torunuyum.
BAROK YAPI
Dedeniz niye bu kadar model oldu size?
Nasıl olmasın Aysun Hanım? Mardin Savur`da yaşıyormuş dedem. 5 kız, 5 erkek çocuğu var ve en büyüğü hariç hepsini üniversitede okutmuş. Kendisi de medrese mezunu. Köyde kadı gibiymiş, mahkeme yok ve onun yerine kararı dedem verirmiş. Fırat ve Dicle üzerinden kavak ihracatı yapıyormuş. Çocuklarını okutmak için çok mücadele etmiş. Mesela kamyonu var ama çocuklarını kamyona bindirmiyor, neden? Özenmesinler diye. O kadar dik, net ve prensipli adammış. Babam hep ‘`O böyle olmasaydı hiç birimiz okumazdık`` der. Herkesin bir soyadı var ama benim bir de ön adım var taşımakla yükümlü olduğum.
Peki BAROK YAPI nasıl kuruldu?
Sigortacılık işinden 9 bin mark para biriktirmiştim. Çok sevgili ortağım Oktay Ok`la 1995 yılında BAROK YAPI`yı kurduk. 10 yıl çok güzel çalıştık. Bundan dolayı üniversite olması gerekenden biraz daha uzun sürdü.
Neler satıyordunuz o dönem?
Mutfak, banyo, seramik, ankastre, duş ve batarya sistemleri satıyordum. İzmit`te kimsenin getirmediği kalitede ürünler satıyorduk. Çok iyi para kazandık bu işten.
Aileniz tahsiliniz devam ederken ticarete atılmanıza ne dedi?
Babam çok ters tepki koydu. Milyon dolar da kazansan okulunu aksattığını anlarsam kapıya kilidi vururum dedi.
MÜHENDİSLİK BANA GÖRE DEĞİL
Endüstri mühendisliği yapmamayı kafanıza koymuş muydunuz?
Aslında çocukken hayalimde mühendis olmak vardı. Amcalarım modeldi o anlamda ama mühendisliğin ne olduğunu lise bitince öğreniyorsun. Ben legodan ev yapamıyorum, çöp adam çizemiyorum, bardağın arkasının nasıl göründüğünü hayal edemiyorum. Mühendis olmak için ne lazımsa hiçbiri bende mevcut değil. Ama bir şeyin üstünden 20 yıl geçse de unutmuyorum, matematiğim kuvvetli. Bunu lisedeyken babam fark etmiş ve bana ‘`Senin işletme okuman lazım`` dedi. Beni benden daha iyi tanımış.
Peki şimdi ortağınız yok yanınızda. Niçin ayrıldınız?
Tamamen farklı yoğurt yeme tarzından dolayı 2005 senesinde ayrıldık. Herhangi bir küslük yoktur, çok donanımlı, kaliteli bir arkadaşımdır. Şu anda profesyonel yönetici olarak çalışıyor.
YENİ ÜRÜNLER
Şimdi daha farklı malzemelere yönelmiş görünüyorsunuz?
Mutfak mağazası döneminde olduğu gibi, herkesin sattığı ürünleri değil, biraz daha üzerine katma değer koyarak yeni ürünler satmayı tercih ettik. 1995 yılında KNAUF`un bölge bayisi olduk. Alçıpan Türkiye`de çok yeni tanınan bir malzemeydi. İzolasyon derseniz, Türkiye`nin çok geride kaldığı bir uygulama sistemiydi. Biz kendimizi o konuda yetiştirmeye çalıştık. Yalıtım, izolasyon, binaların daha hafif olması için gerekli her türlü ekipmanı satıyoruz.
Tedarikçi firmalarınız hangileridir?
Knauf`un dağıtıcılığını ve AKG gaz beton, ODE yalıtımın ürünlerini satıyoruz.
Nerelere satışlarınız mevcut Bahri Bey?
İstanbul`un Anadolu yakasında yirmiye yakın büyük firmaya satış yapıyoruz. Bunların içinde Ataşehir Ağaoğlu, Kent Plus, Tokinin hasılat paylaşımı diye yaptığı yapılar, İzmit`te çalışmadığımız hemen hemen hiçbir firma yok. diyebilirim. Bölgemiz Sakarya, Düzce, Kocaeli, İstanbul`un Anadolu yakası.
Bu işte hedeflediğiniz bir yer var mı?
Ürün gruplarını geliştirmek ve coğrafi sınırları daha da büyütmek hedefim var.
21.yy Türkiye`sinde işinde uzmanlaşmayan, ‘`Her işi yaparım; demir de satarım, tuğla da satarım, çimento da satarım, pencere de satarım.`` diyen firmalar hem hayal ettikleri yere gelemeyecek hem de çok daha fazla efor harcamış olacak. Biz bunu yapmıyoruz. Ana ürün gurubumuzda daha iyi hizmet vererek, biraz daha farklı bir büyüme modeli seçiyoruz.
SİSTEM KENDİNİ YENİLEDİ
Krizle aranız nasıl, iyi direniş gösterenlerden misiniz?
2005 yılında buraya geldik ve sadece belli ürün gruplarını satmaya özen gösterdik. Gecemiz gündüzümüz sadece bu oldu. Mutlaka etkilendik krizden. İş hacmi düştü, ödemelerde aksamalar oldu. Fakat taahhütlerimizle ilgili sıkıntı yaşamadık. Bu piyasada olmaması gereken fiyatta pahalı ürünler vardı, kriz onları geri aldı bence. Mesela Türkiye`de o kadar araba satılmaması gerekiyordu. Satın alanlar geri satmak zorunda kaldı. Neden? Çünkü almaması gereken bir şeyi almıştı. Yani sistem kendini yenileyerek geri aldı. Bence biz de işletmemizi çalışanlarımızla beraber iyi yönetiyoruz. Aklımız fikrimiz burada.
Bahri Bey, evli misiniz?
Evet, 7 senedir evliyim. Eşim Sanem konservatuar mezunu ve kendisine ait Dore müzik ve bale adında bir okulumuz var.
OĞLUMUN ADINI DEDEM KOYDU
Sanem Hanım`la nasıl tanıştınız, severek mi evlendiniz?
Ortanca kardeşimin arkadaşıydı. 2000 yılında yaz tatiliydi tanıştığımızda. 3 yıl kadar arkadaşlık ettik, o okulunu bitirdi, ben okulumu bitirdim ve severek evlendik. Şimdi 5 yaşına yeni girmiş SIRAÇ adında bir oğlumuz var.
Sıraç çok ilginç bir isim, siz mi seçtiniz yoksa eşiniz mi?
O ismin hikayesini kısaca anlatayım: 1996 yılında bizi aradılar, dediler ki ‘`Dedenizin durumu çok ağır`` Gece vakti yola çıktık. Gittiğimizde çok kötüydü ama birkaç gün içinde biraz toparlandı. Morali düzelsin diye ‘`Dede hadi kalk, bak Bahri`nin doğum gününü kutlayacağız`` dediler. Beni çağırdı yanına ”Doğumgünü hediyesi ne istiyorsun torun?” diye sordu. ‘`Dede, benim doğacak çocuğumun adını sen koy`` dedim. Daha bekarım tabii “Oğlum koyarım da, ya gelin beğenmezse” dedi. Ben de ‘`Onu kabul etmeyecek insan benimle evlenemez dede`` diye cevap verdim. O gece esmaül-hüsna`dan beş isim seçmiş. ‘`Hangini beğenirseniz onu koyarsınız, hiç olmazsa beddua etmez gelin`` dedi. Ben bir tanesinde ısrar edince de ‘`O zaman ışık ve aydınlık anlamına gelen SIRAÇ olsun, inşallah hayatınız da aydınlık olur`` diyerek, oğlumun adını koydu.
Peki Sanem Hanım`a bu vasiyeti ve sizin hassasiyetinizi evlenmeden önce açıkladınız mı?
Evlenme teklifinden önce söyledim. ‘`Senin boynunun borcu, benim borcumdur`` dedi ve sonra evlenme teklifi ettim.
KENDİME ‘SEBASTİAN` DİYORUM
Boş zamanlarınızda nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Kendi işim olduğu için açıkçası çok boş vakit bulamıyorum. Haftada bir kez mutlaka kardeşlerimle, eşimle dışarıda yemek yiyoruz. Pazar günleri mümkün olduğunca oğlumuza vakit ayırıyoruz. Kendime “Sebastian” ismini taktım zaten, oğlum ne isterse onu yapıyoruz.
Baba-oğul neler yapıyorsunuz?
Beraber bisiklete biniyoruz, alışveriş yapıyoruz, Arasta Park`a, Özdilek`teki oyun parkına gidiyoruz. Oğlumla dışarıda yemek yiyip, annemize biraz zaman tanıyoruz, serbest kalabilsin diye.
Bahri Bey; İzmit`i çok seven biri olarak, İzmit`e yapılanları yeterli buluyor musunuz?
İzmit, dünyanın en güzel şehirlerinden biri fakat yazık edilmiş, dönüşü yok artık. Bu saatten sonra ben bile belediye başkanı ya da başbakan olsam hayal ettiğim İzmit`in geri gelme şansı yok. Çünkü Körfez`i vermişiz, doğanın büyük bir kısmını vermişiz, çare yok. Ama Körfez, dağ, deniz, kar kayağı, su kayağı, orman, yeşil, tracking hepsinin bir arada olduğu bir şehir bence dünyada yoktur.
İZMİT`İN GÖNLÜNÜ ALAMAYIZ
Şu ana kadar olan yönetimler de beceremedi diyorsunuz, öyle mi?
İzmit`le ilgili söyleyecek o kadar çok şey var ki. Karaosmanoğlu, Sirmen, kim olduğu önemli değil. İzmit`e herkes hak ettiğinden daha az şey yaptı. Mesela şuna hep içim acıdı: “Yaşasın sahil yapılıyor!” Nerede yapılıyor? Halıderede, Değirmenderede, İzmit`in içinde yapılıyor. Biz bunu hep alkışladık. Rıhtım alkışlanmaz ya. Denize beton dökülüyor diye ağlarsın sadece. Senelerce rıhtımı alkışladık biz. İzmit`e çok haksızlık yaptık. Biz İzmit`in gönlünü alamayız.
Genelde Türkiye`nin geleceğini aydınlık görüyor musunuz?
Şöyle görüyorum; muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur veya değildir. Dünyada bütün imparatorluklar, gün geldi tekrar aynı ihtişama, aynı güce eriştiler. 80 yıllık Cumhuriyet de o sinerjiyi, o enerjiyi mutlaka bir yerden çıkaracaktır. Doğru insan bu Kemal mi? o Kemal mi? Onu zaman gösterecek.
Soldaki lider değişimi iyi oldu diyebilir misiniz?
Bence daha iyi oldu. Bu bir rüzgardır. Eğer toplum olarak bunu doğru kullanırsak çok güzel şeyler yapma şansımız var. Gandi`ye sormuşlar: Ne söyleyeceksin, mesajın nedir? Diye “Mesajım yaşamımdır” demiş.
15 YILDIR CHP ÜYESİYİM
Herhangi bir siyasi parti üyeliğiniz var mı?
15 yıldan fazladır CHP üyesiyim. GKD`de yönetim kurulu üyeliği yaptım. Orada Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Komitesinde başkanlık yaptım. O dönemde 8 kişilik bir gurubu parti üyesi yaptım. Onlardan biri de Necla Savaş`tır. Kongreleri falan çok takip ederdim, çok gittim geldim. Sonra ticaret girdi araya. Baykal`dan dolayı sadece gözüm kapalı sandığa gidip oyumu verdim.
İstediğiniz değişim olduğuna göre, aktif siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?
Mensubu olduğum siyasi görüşe pek uymayacak bu söylem belki ama yalan da söyleyemem. O mücadelenin içine girmeyeceğim. Bu üye yapılanmasıyla, delege yapısıyla kendimi orada görmek istemiyorum. İlle de siyasi rol alarak bu ülkeye katkı verilmez. Ama aktif siyaset yapmak için, ekonomik durumun bir yerde olması ve ticaretin bitmesi gerekir. Benim, işimle ilgili yaklaşık iki yıl zamanım var, taşların yerine oturması lazım. Ama mutlaka bu şehrin bir yerlerinde olmak istiyorum.
İKİNCİ TAKIMIM YOK
Kocaelispor`dan yana çok dertlisiniz, bunun farkındayım. Ne diyorsunuz bu duruma?
İzmit gibi diyorum. Daha 10 yaşındayken Fenerbahçe ile Kocaelispor`un maçı vardı İstanbul`da. Yenildik ve küme düştük, ağlayarak geldim eve. O günden beri Fenerbahçe pinpon maçı oynasa, karşı takımı tutarım. Benim tuttuğum ikinci takım yoktur. Ben o renkleri seviyorum, gurur duyuyorum. İkinci kümede mi, amatör kümede mi, yemin ederim oradaki maça da gideceğim, aynı coşkuyu yaşayacağım. Tabiî ki, daha iyi yerde olması için çaba göstereceğim ama ben şehrimi de takımımı da terk etmeyeceğim.
Bu kulübün bu hale gelmesinden en çok kim sorumlu sizce?
Serhan Gürkan, bu kulübe en büyük ihaneti eden kişidir bence. Ekonomik çıkar sağladı, cebine şu girdi, bu girdi, beni ilgilendirmez, ben yargıç değilim. Benim kulübüme zarar verdi, bitti. Kimseye ‘`Destek ol`` diyecek yüz bırakmadılar. Şu anda samimiyetiyle kulübe destek olan, vakit, nakit ayıran çoğu kişi, hakime ifade veriyor. Parasıyla rezil olmak bu. Yazık değil mi? Tarih hiç birini affetmeyecek.
YÜKSELEN DEĞERLER BÜYÜK BİR ENSTRÜMAN
YÜKSELEN DEĞERLER`e bir şey söylemek istiyor musunuz?
Yükselen Değerler, harika bir proje. Siz yapıyorsunuz diye ve ben de içinde yer aldım diye değil. Gerçekten çok güzel proje. Mesela aynı sitede oturduğum insanlar varmış, bilmiyordum. Örneğin Tamer Baydar. Tanıyorum deyip, hayatıyla ilgili %10 bilgim olan insanlar varmış. İzmit`e sahip çıkarken, düzgün, karakterli, sadece para kazanmış insanları seçmiyorsunuz, bu çok güzel bir şey. Bu insanlara bizim ihtiyacımız var. Bu şehri yönetmeye talip oldukları vakit ihtiyacımız var. Biz yönetmeye talip olursak, bizim yanımızda olmaları için ihtiyacımız var. O insanları tanımamız için büyük enstrüman bu. Sene sonunda 50 tane konsensüs sağlayabileceğiniz kalitede insan var elinizde.
Biz sizi bir araya getiriyoruz, istediğiniz gibi güzel guruplar kurabilirsiniz elbette…
Tabii öyle. Yarın bir dernek kuracağım desen, al işte önünde referanslarıyla, hayatlarıyla 50 tane insan var. Bu çoğalarak devam da edecektir. Sizi kutluyorum.
Bahri Bey ve eşi Sanem Hanım`la Plaj Yolu Soğucak sitesindeki evlerinde şahane bir sohbet gerçekleştirdik. Yabancı gördüğünün yüzüne dahi bakmayan oğulları Sıraç`la birbirimizden müthiş elektrik aldık. Epey düzeyli sohbetimiz oldu kendisiyle. Ne de olsa aynı dili konuşan aynı yaşta bir çocuğum var, bunun avantajını kullandım ? Sanem Hanım, eşinin ev işlerinde kendisine yardım etmediğini, zaten bunu kendisinin de istemediğini ifade etti. ‘`Ancak eşler arasındaki jestleri çok güzel yaptığını da söylemeden geçemeyeceğim`` dedi. Genç, güzel, yaşından olgun yapısıyla Sanem Hanım, aynı zamanda çok samimi biri.
BAHRİ KUBİLAY YAVUZ KİMDİR:
1974 İzmit doğumlu. Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu. Öğrencilik yıllarından beri ticaret hayatının içinde. Şu an sahibi olduğu BAROK Yapı`da Knauf`un bölge bayiliğini ve AKG gaz beton, ODE yalıtımın ürünlerinin satışını yapıyor. İzmit ve Kocaelispor aşığı. Evli ve 5 yaşında bir oğlu var.